19 Ağustos 2017 Cumartesi

Bayan Mükemmel - Aşkın Nur Karataş








Kitap Adı        : Bayan Mükemmel
Yazarı             : Aşkın Nur Karataş  

Yayınevi         : Parola Yayınları 
Türü               : Erotic Romance 
Puan               : 5/5
Herkese Merhaba ‘Mükemmel Serisinin ikinci kitabı Bayan Mükemmel’ yorumum ile buradayım.


Serinin ilk kitabında Nazenin Alp’i terk edip gitti. Ama Alp ondan bu kadar kolay mı vazgeçecek? Peki ya Nazenin hem bedenini hem ruhunu doyuran Alp’i unutup eskisi gibi olacak mı? Ya Nazenin’in geçmişinde kendisinin bile bilmediği sır?


Nazenin’in kendisini terk etmesinden sonra şifayı içki şişelerinde arayan Alp’e Timur onu bulup getireceği konusunda söz verir. Günler sonra onu bulduğunu ve konuşacağını söylemek için Timur tarafından aranır.  Nazenin’in yoksunluğu yüzünden bir bağımlı haline gelen Alp Timur’un yerini tespit ettirip oraya gitmeye karar verir. Hava şartları sebebi ile havayolu ile gidemeyeceğini anlayınca aldığı aşırı alkolü düşünmeden yola çıkar. Henüz İstanbul il sınırındayken yaptığı kaza ile Nazenin’in koşarak kendisine gelmesini sağlar.


Kırgınlıklar, küskünlükler bir süre sonra rafa kalkar. Yerini ise doya doya yaşanacak aşka, tutkuya ve şehvete bırakır.

Sonunda ne mi oluyor okuyun efendim. Bu güzel aşkı okuyun.

Gri olan hayata inat pembe okuyoruz… 



Keyifle okuyun…
Sevgiler,
Çilek Kız

18 Ağustos 2017 Cuma

Kurban Bayramında Alınabilecek En Güzel Hediye

Kurban Bayramı’nda sevdiklerinizi ziyaret ederken, yıllar boyunca kullanabilecekleri pratik bir hediye de vermeye ne dersiniz? Yalnız uyarayım; bu hediye o kadar güzel ve kullanışlı ki, kendinize saklamak isteyebilirsiniz! Derin dondurucular son derece faydalı cihazlar ve özellikle Kurban Bayramı gibi dönemlerde büyük bir sorunu çözüyorlar: Uzun süreli gıda depolama. Geçen bayram bir derin dondurucu kullanmanın ne denli önemli olduğunu anladım, zira etlerimin çoğunu (bozulmasınlar diye) hemen tüketmek, tüketemediklerimi de dağıtmak zorunda kaldım. Buzdolapları uzun süreli gıda depolamak için uygun bir çözüm değil, en fazla bir hafta içinde et tüm tazeliğini yitiriyor, hatta bozulmaya başlıyor.
Derin dondurucular ile böyle tanıştım ve uzun bir araştırmadan sonra, tercihimi yatay derin dondurucu modellerinden yana kullandım. Yatay olmaları kapaklarının üst kısımda olması anlamına geliyor. Bu tasarım son derece kullanışlı ve pratik: Muazzam bir kullanım rahatlığı ve depolama alanı yaratıyor. Marka konusunda seçim yaparken hiç tereddüt etmedim ve Uğur Soğutma markasını seçtim. Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma, 63 yıldan bu yana piyasadaki en kaliteli ve en sağlam derin dondurucuları üretiyor. Renk konusunda beyaz ile sınırlı olduğumu düşünüyordum ancak şaşırtıcı bir şekilde çok sayıda renk seçeneğim olduğunu fark ettim. UED 210 A++ isimli model, birden fazla renk seçeneği içeriyor ve ben en çok mor ile gümüş renklerini beğendim. Açıkçası halen karar vermiş değilim ama mor rengi seçecek gibiyim – çok şık duruyor!
 
Tek özelliği şık durması değil elbette, 190 litre iç hacmi var ve emin olun sadece sizin değil, tüm akrabalarınızın gıdalarını depolamak için fazlasıyla yetiyor! UED 210 A++ enerji sınıfına giren bir model, yani hemen hiç enerji harcamıyor ve elektrik faturasının artmasına neden olmuyor. Dolap içi LED aydınlatma sistemi ve elektrik kesilse bile 48 saat boyunca gıdaları korumaya devam etmesi, sevdiğim diğer özellikler arasında yer alıyor. Bu yılki etleri bir sonraki bayrama dek ilk günkü tazelikleri ile depolamaya kararlıyım: UED 210 A++ derin dondurucu sayesinde bu mümkün oluyor! Satın almak isteyenler için bir ipucu da vereyim: http://satis.ugur.com.tr adresinden sipariş verir ve satın alma işlemleri sırasında UGURGUMUS veya UGURMOR indirim kodunu kullanırsanız, ekstra %5 indirim elde ediyorsunuz. Kampanya hakkında detaylı bilgi için BURAYA tıklayabilirsiniz.
                                        
Bir boomads advertorial içeriğidir.

16 Ağustos 2017 Çarşamba

Kaşıbeyaz'ın yazarı Seda'cığım ile keyifli bir söyleşi...






Merhaba;
Bugün wattpadin fenomeni Kaşıbeyaz Akın’cığımın yazarı, kaynanacığım (Akın’dan dolayı)Seda ile keyifli bir söyleşi yapacağız hazır mısınız? Seda’cığım öncelikle söyleşi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim...


1- Blog takipçilerim ve okurların için Seda Rasgele Özerbay kimdir?
İlk olarak, ben de bu güzel söyleşi teklifi için sana teşekkür ederim Yasemin’ciğim. Sevdiğim birinin sorularını yanıtlamak, ben de bir sohbet ortamındayız hissiyatı yarattı. Seda Özerbay kimdir? Sanırım en zor olan insanın kendini anlatması. Kısaca bahsetmem gerekirse; Memleketim İzmir Karşıyaka. Tahmin edeceğiniz üzere her kadın gibi yaşımı söylemekten hoşlanmadığım için, yetmişli yıllarda doğmuşum deyip geçiştireceğim Lisans eğitimimi tamamladıktan hemen sonra, Aşk’ın peşinden giderek İstanbul’a taşındım. Doğru karar vermiş olmalıyım ki şu an adı telefonumda “Love” olarak kayıtlı harika bir adamla evliyim ve iki dünya güzeli kızım var. Kalıplaşmış tabiriyle, iflah olmaz bir romantiğim.

2- Anne, eş ve yazar olarak bize bir gününü anlatır mısın?
Çok sosyal bir insan olmama rağmen aynı zamanda evcimenim. Evde vakit geçirmeyi gerçekten çok severim. Ciddi bir rahatsızlık geçirdiğim için zaten son on yıldır çalışmıyorum. Tabi iki küçük çocuğa annelik yapmak, çok genç yaştan beri iş hayatında olan biri olarak söyleyebilirim ki dünyanın en zor işi. Günlük rutinimin en keyifli zamanı, yazmaya vakit ayırdığım an.

3- Seda, iyi bir okuyucu mudur?
Gerçek anlamda iyi bir okuyucuyum. Okuma sevdasına kapılmam sanırım ortaokul yıllarına tekabül ediyor. Hakiki bir kitap kurdu olan dedem vefat ettikten sonra, onun en büyük mirası kütüphanesiyle bambaşka bir dünyanın içine düştüm. Çocuk denebilecek yaşımda, Abdülhak Hamit Tarhan’la, Tevfik Fikret’le, Nazım Hikmet’le, yani büyülü kalemleriyle, tanıştım. Tutku haline dönüşmesi ise, doksanlı yıllarda Cumhuriyet gazetesinin Perşembe günleri verdiği “Kitap” ekiyle oldu. Bütün hafta perşembeyi bekler, sonra her satırını birden fazla kere okuduğum dergide tavsiye edilen kitapları almaya çalışırdım. Öğrenci harçlığının çoğunu kitaplara yatıran bir genç kızdım. Uzun süre kitap okumadığı zaman, boşluğa düşen insanlardanım.

4-Seda’ya göre herkesin mutlaka okuması gereken 3 kitap hangileridir.
Vedat Türkali-Bir Gün Tek Başına
Turgut Özakman-Şu Çılgın Türkler
Gabriel Garcia Marquez-Yüzyıllık Yalnızlık

5- Ve Seda’nın okumaktan asla sıkılmam dediği 3 yazar var mı?
Vedat Türkali
Yaşar Kemal
Ayşe Kulin

6-Peki, Wattpad de kitap okumayı seviyor musun? Wattpad de okuyup bizlere önerebileceğin hikâye var mı?

Maalesef Wattpad’de okumaya fırsat bulamıyorum. Kütüphaneme eklediğim birkaç hikâye var ama yazmak ciddi zaman ayırmayı gerektirdiği için, vakit kalmıyor.

7- Gelelim Seda’nın yazma tutkusuna… İlk ne zaman yazmaya başladın?

1986 senesinde çocuk denecek yaşta, şiir yazmaya başladım. Çok uzun yıllar sadece şiir yazdım. Sanırım üniversite yıllarında şiirin herkes üzerinde, bendeki kadar yoğun etki bırakmadığını fark ettim. Birkaç kısa hikâye yazdım. İstanbul’a geldikten ve evlendikten sonra ilk roman denememi yaptım; fakat tam istediğim gibi olmadığından yarım bıraktım.

8- İlk yazdığın satırları hatırlıyor musun?
Elbette. Seksen altı yılının ajandası benim şiir defterimdi. Mahallenin en yakışıklı delikanlısına abayı yakıp, çocuk saflığıyla ona bir şiir yazmıştım. Gülmeyeceğinize söz verirseniz ilk kıtasını paylaşayım.
Sevdiğin sevmiyorsa
Kalbin çok kırıldıysa
Gözlerin yaşla dolsa da
Eğer seviyorsan yaşıyorsun demektir

Hâlâ aynı şeyi düşünüyorum; İnsan sevdiği sürece yaşayabilir.

9-Yazmak senin için bir tutku mu yoksa vakit geçirmek için mi?
Kesinlikle bir tutku! Sanırım yazmaya başlayan ve tadını alan herkes, bir süre sonra benim gibi düşünecektir. Okumayı seven bir insanı, nasıl kitaplardan koparamazsanız; yazmanın hazzına ulaştıktan sonra da vazgeçemiyorsunuz.

Ve gelelim yazdıklarına…
10- ‘Kalbine Sürgün ’ün’ doğuş hikâyesini anlatır mısın?
 Çok sevgili dostum Ayşegül Çiçekoğlu’nun ısrarıyla roman yazmaya başladım.  Nasıl bir konu yazacağımı bilemezken, kendim okumaktan en zevk aldığım romantik kurguları düşündüm. En sevdiklerimin, yanlış anlaşılmalardan kaynaklı aşk romanları olduğunu keşfettim. Ve uzun süren beyin jimnastiğinin sonunda Kalbine Sürgün doğdu.

11- Türkiye’de taşıyıcı annelikle ilgili yazmak seni korkuttu mu?
Elbette başta tedirgin oldum. Henüz kurguyu bilmeyen insanlardan önyargılı yorumlar da aldım. Belki de bıçak sırtı bir konuyla, roman yazmaya yeni başlamış bir insan için riskli bir tercih yaptım; fakat sağ olsunlar, o kadar güzel sözlerle beni destekleyip, hikâyeye sahip çıkanlar oldu ki ben doğru bildiğim yolda devam ettim. Elbette ilk kez bu kadar uzun bir metin yazdığım için, acemiliklerim oldu. Şu an baştan düzenleyerek, çok daha güzel bir şekilde okurlara sunmak için çalışıyorum.
12-Leyla’nın yerinde sen olsaydın ne yapardın?
Ben tabuları olmayan, hayatta her şeyin insanlar için olduğuna inanan, açık fikirli biriyim. Yine de Leyla’nın aldığı çok zor bir karardı. Ben yapabilir miydim, bilmiyorum. Sanırım yaşamadan da hiç kimse bilemez.

13-Adnan ve Meral’in aşkını yazarken sana ilham olan aşk kimindi?
İzmir’de otuz üç yıllık kapı komşumuzun aşkıydı. Birbirine değer veren, birbirini seven insanların aşkına şahit olarak yaşanan bir çocukluk ve ergenlik paha biçilemezdi.

14-Ve KAŞIBEYAZ… Bir kere yazdıklarını okuyunca iyi bir oyun bilgin olduğunu fark ettim. Yanılmıyorum değil mi? 
Yanılmıyorsun Yasemin’ciğim. Dedem zamanında İzmir’in ilk kumarhanelerinden birini işletmiş. Babam muazzam bir oyuncudur. Benim favorimse at yarışı. Sanırım insana kalıtsal olarak geçiyor.
Bende at yarışı severim zamanında çok kupon yapmışlığım var...  

15-Akın ve Hazal… Güçlü adam ile zayıf ama akıllı kadın. Bu karakterleri yazarken ilham aldığın birileri oldu mu?
Hazal karakteri için değil, fakat Akın karakteri için tanıdığım birkaç erkekten ilham aldım. Bazen bana” Bu kadar karizmatik ve kibar bir adam olur mu?” diye soruyorlar. Emin olun ki bu dünyada güzel seven adamlar var.

16- Kaşıbeyaz ne zaman final yapacak? Biraz ipucu versen bizlere…
Kaşıbeyaz’da sona yaklaşıyoruz diyebilirim. Biraz heyecan biraz ayrılık her zaman romantik bir kurgunun ayrılmazı olmuştur demekle yetineceğimJ

17 – Buradan herkese duyurmak istiyorum Seda’cığım AKIN kimin?
Ahaha! Herkes duysun ve bilsin ki Akın Yasemin’indir!

18 - Yeni kurgun Heves hayırlı olsun. Biraz anlatır mısın bize?
Çok teşekkür ederim. Tıpkı Kalbine Sürgün’deki Selim karakteri gibi kusurlu, zaafları, tutkuları olan ve bu yüzden bazen yanlışlar yapan bir kadın karakter yazmak istedim. Heves böyle doğdu. Elbette baş erkek karakterimiz de yabana atılır gibi değil. Köklü bir aile ve iki insanı birbirine bağlayan, geçmişten gelen ortak bir sır var. Ben değişik bir hikâye olacağına ve beğenileceğine eminim.

 19 – Yazdıklarınla ilgili en büyük hayalin nedir? 
Olabildiğince çok insana ulaşmak ve elbette yazdıklarımın beğenilmesi.

 20 – İlk hangi yazdığın kurgunun kitap olmasını istersin?
Kaşıbeyaz

21- Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
Birbirini hiç tanımayan bir grup insan olsak da, bir noktada buluşuyoruz; Kitap sevgisi! Beni okudukları ve yazmaya devam etmemi istedikleri sürece o buluşmaya her zaman geleceğim. Öncelikle bu güzel söyleşi için seni, sonra da yazdıklarımı okunmaya değer bulan tüm kitap dostlarımı kocaman öpüyorum. Daima Aşk’la kalın!
 Sevgili Seda,
Yolun açık olsun…
Sevgiler,
Çilek Kız Yasemin,

Seninle Tek Kelime Oyununa Hazır mısın?
(Yazdığım Kelimenin Karşısına Senin için İfade Ettiği Anlamı Tek Kelime ile Yazar mısın?)

Selim  Asalet
Anne  Meral
Köşk  Leyla
Kukla  Piyon
Dost  Güven
Aşk  Kocam
Çilek  Yasemin
Akın  Karizma (Yanlış cevap doğrusu Yasemin olacak)
Kumarhane  Heyecan
Yasemin   Çilek (Yanış cevap doğrusu Akın olacak)
Kurt   Vahit
Emanet   Silah
Ceyda   Can



1 Ağustos 2017 Salı

Elif Yılmaz ile kısa bir mola...

Merhaba;
Bugün tatlış, şirine, ponçik yazarımız Elif Yılmaz ile söyleşimiz var. Buyurun bu keyifli söyleşiyi okumaya.

Elif’ciğim öncelikle söyleşi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim demeyeceğim kabul etmeseydin neler gelirdi başına acaba...

Yaa esas ben teşekkür ederim. Yaptığın röportajları severek takip eden biri olarak şu an inanılmaz büyük bir keyifle cevaplıyorum sorularını.
Başıma gelecekler… Neyse ki asla öğrenmek zorunda kalmayacağız.

1- Elif Yılmaz kimdir blog takipçilerime kendinden bahseder misin? 
Elif Yılmaz henüz yirmili yaşların başlarında; İngiliz Edebiyatı mezunu, yazar, blogger… İnsanın kendini anlatması gerçekten çok zor aslında… Mesela şu an kendim hakkında herkesin bildiği şeyler dışında bir şey anlatamıyorum. Tüm bu söylediklerimi saymazsak 21 yaşındaki herhangi bir kız gibiyim ben de aslında.

2- Öğrenci, yazar ve bloger olarak bir gününü bize anlatır mısın?
Peki, o zaman hazır olun çünkü siz de okurken yorulabilirsiniz. Son bir buçuk yıldır blogger olmaya hiç zamanım yok öncelikle. Zaten okul kitapları dışında pek bir şey okuyamıyorum
 Güne yedide başlıyorum. 8.20’de servise binmiş olmam gerekiyor zira. 9.20’de dersim oluyor haftanın beş günü. Oluyor derken kendime mezun deyip hala daha bir kaç dersle cebelleştiğimi de belirtmiş oluyorum burada. Okulda ders aralarında vs hep elimde kalem kâğıdım oluyor. Hatta bazen bilgisayarımı da yanıma almam gerekiyor çünkü hep bir şeyler yetiştirmeye çalışıyorum. Yeni bir kitap, yeni bir bölüm… Eve varışım altıyı buluyor. Ben geceleri çalışabilen bir insanım bu yüzden bir nevi vampir hayatı yaşıyorum. İstisnai bir durum yoksa eve gider gitmez yatar uyurum ki gece kalkıp çalışabileyim. Sınavım varsa sabaha kadar sınav çalışırım ki zaten okulda yazacağımı yazmışımdır. Eğer yoksa ama en az iki saat yazmaya çalışıyorum. Sonra yatıp kalkıyor ve yine aynı döngüye giriyorum. Aralara da bir kaç nefes serpiştir, işte benim bir günüm!

3- Biliyorum Elif Yılmaz iyi bir okuyucu belli bir tarzı var mı ne bulsa okur mu?
Ne bulsam okumam ama belli bir tarzım da yok. Yani örnek vermek gerekirse polisiye, gizem, cinayet türlerini okuyamıyorum. Benim gibi sabırsız bir insan için çok fazla sırla dolular. Hep ilk on sayfa bitmeden sonunu okumuş buluyorum kendimi. Onun dışındaki türlerde de konuya bakarım. Okumayı reddettiğim belli başlı konular var. Tecavüz, ırkçılık, kadın ve çocuk istismarı gibi konuları okumam mesela. En azından elimden geldiğince okumamaya çalışıyorum. Yazarlar araya serpiştirmediği sürece.

4-Herkesin kütüphanesinde bulunmalı ve mutlaka okumalı dediği en az 3 kitap hangileridir?
Hmm… Baya zor bir soru bu aslında. Ben kendi vazgeçemediğim, hep açıp tekrar tekrar okuduğum üç başucu kitabımı söyleyeyim o zaman ama okuma zevkinize bağlı bu biraz. Belki de sizin başucu kitabınız olmaz bunlar; Özge Erkin’in Destan’ı.  Sylvain Reynard’ın Gabriel serisi. Tüm kalbimle âşık olduğum yazarın, Jane Austen’ın Gurur ve Önyargı’sı.

5- Okumaktan asla sıkılmam dediğin 3 yazar var mı?
Var tabii. Jane Austen ilk başta. Onun eleştirel bakış açısı ve ince dokundurmaları her zaman favorim olacak. Sonra yine Özge Erkin, o ne yazsa okurum… Net. Ve son olarak Selvi Atıcı. Tüm kitaplarını okudum ve hâlâ daha açıp açıp yine okuyorum. Aslında bu listeyi daha da uzatabilirim çünkü tam bir fanatiğim konu sevdiğim yazarlar olunca ama tutuyorum kendimi

6-Gelelim senin de yazdığın wattpade… Wattpad de okumayı seviyor musun?
Sevmem mi? Özellikle yeni kalemler keşfetmeyi seviyorum. Yeni hikâyeler ve beni kendine çeken karakterler de… Bir yazarın sıfırdan başlayıp kendini geliştirerek yükselmesini izlemek muhteşem bir şey ve Wattpad tam da bunu yapabileceğiniz bir yer

7-Wattpad de okuyup bizlere önerebileceğin hikâye veya yazar var mı?
Tabii ki önce senin hikâye Çünkü gerçekten çok iyi bir fikir ve takdiri hak ediyor. Sonra… Betül Güçlü’yü, Kübra Nur’u, Laviniapiaf’ı, Filiz Şakar’ı… Yine Özge Erkin’in Kutsal’ını okuyorum. Ve Çatlasın Düşmanlar adlı bir hikâyeyi. Muhtemelen duymuşsundur çünkü baya meşhur Wattpad’de. Eğlenceli, beni güldüren ve kendine bağlayan hikâyeleri seviyorum genelde. Romantik Komedi ve Mizah’a benim tarzım diyebiliriz sanırım. Arada da bir tutam, kalbimi usulca titretecek kadar dram.

8- Elif Yılmaz, ilk ne zaman yazmaya başladın?  
İlk kez gerçek anlamda yazmaya lisede başladım. Bir arkadaşım yönlendirmişti beni. Ben hep kafasında kurgular oluşturan biriydim ve o da neden yazmıyorum dedi bana. Sonra da Facebook’taki hikâye sayfalarından biride yazmama yardımcı oldu.

9- İlk yazdığın cümleler aklında mı?
Hayır. Muhtemelen hatırlamak istemeyeceğim kadar kötü olduğundan. İlk yazdığım şeylere dönüp bakınca çok gülüyorum kendimi. O zamanlar ki acemiliğimden kaynaklandığını biliyorum ama yine de tuhaf işte

10- 3 basılı kitabın ve basılmayı bekleyen kurguların var hepsinin içinde senin için en özeli hangisi?
Romantik Oyun. Çünkü o yazdığım ilk hikâyelerden. Kitapta baştan düzenlenmiş halini okuduğumuzdan belki o kadar da belli olmuyor ama gerçekten acemi olduğum zamanlarda başlamıştım ben onu yazmaya. Sonra da daha 17 yaşımdayken oturup düzenledim. Benim için bir uyanış gibi o hikâye. Bana kim olmak istediğimi gösteren bir rehber, hayallerime açılan bir kapı gibi.

11- Aşkın Kahramanı… Baran gibi seven adamları çoğaltmamız lazım… Baran’ı yazarken önünde bir örnek var mıydı?
Direk ilham aldığım biri. Gizli bir romantiktir ayrıca benim babam. Hani o karizmatik, romantik, esprili, zeki, kariyer sahibi ve bir de yanındaki kadına ismi yerine bir lakapla hitap eden herkesin aşinası olduğu kitap karakteri var ya, o benim babam. Kitaplardan fırlayıp gelmiş gibi bir adam varken hayatımdan başkasını örnek almak çok zor zaten.

12-Buradan soruyorum… Baran kimin? (Nihan hariç…)
Tabii ki senin, aşk olsun. (Evet, duymayan kaldı mı?)



13- Nihan’ın aşktan korkup kaçarken büyük bir aşka yakalanması yazarken neler hissettin.
Kitabın tamamında hissettiğim şeyi. Kitaptaki karakterler yer yer zorluklar da yaşasalar Nihan’ın Baran’a tutunması, Baran’ın onu koşulsuzca çok sevmesi ve birlikte aile olmayı öğrenmeleri bana hep huzur verdi. Zaten aile olmak böyle bir şey, size mutluluk ve huzur veren bir şey…

14- Baran ve Nihan’ın aşklarının başladığı o kafe neresi adres lütfen.
Ya aslında belirli bir mekân olduğunu düşünmek istemiyorum. İlk kitabı yazmaya başladığım zamanlarda Çukurambar’da gittiğim bir yer vardı, Mavi Tuna adı. O zamanlar orası demiştim ama aslında Çukurambar’da herhangi bir kafe olabilir.

15- Kahraman serisi kaç kitaptan oluşacak? Biraz serinin diğer karakterlerinden bahseder misin?
Dört kitap olacak. İkinci kitapta Beril ve Tolga’yı okurken, üçüncü kitapta Aylin’i okuyacağız. Dört sürpriz… Ama Feride ve Suat değil. Onu söyleyebilirim

16- Bir Boşanma Hikâyesinden bahseder misin? Mehmet ve Ayşe’yi okurken ben çok eğleniyorum…
Ben de ya… O aslında kötü çocuk hikâyelerine karşı bir tepki olarak başladı aslında. Gerçek hayatta kötü çocuk dediğimiz o tipler nasıl olurlar düşüncesinden. Ve kendime hep dedim ki Mehmet’ten nefret etmelisin ama öyle bir karaktere dönüştü ki bir anda sempati duymaya başladım ona. Kötü Çocuk tiplemesinden çıktı yani. Sadece biraz kör, biraz da salak Mehmet ve sevmesini bilmeyen biri de değil hani. Sadece gösteremiyor.
Ayşe de klasik liseli, âşık bir kız olarak çıkıyor karşımıza. O zamanlarda hepimizin düştüğü platonik aşk illetine kapılıyor. Sonrasında büyüyor bu aşk içinde. Mehmet de bunu destekliyor tabii… Ama kalbi kırıklarla doluyor zamanla. Psikolojik olarak bir anda bambaşka bir boyuta geçiyor karakter. Ayşe Çağlar değil de Mehmet’in Ayşe’si oluyor. Hikâye aslında onların boşanmasının hikâyesi değil, Ayşe’nin kendini yeniden bulmasının hikâyesi.

17 – Psikolojik gerilim ya da cinayet romanı yazmayı düşünür müsün?
Bir kez denedim ve zirvede bıraktım. Bence orada kalması en iyisi.

18- Kurgularını kâğıda dökerken dinlediğin müzik var mı?
Kurguya göre değişiyor. Karaktere göre de. Mesela Bir Boşanma Hikâyesi için eski şarkılar dinliyorum. 2000’li yılların başlarında çıkan şarkıları ama Aşkın Kahramanı için sürekli Burcu Güneş dinlerdim.

19- Sevgili Elif, blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
Hepsini kocaman kocaman öpüyorum öncellikle. Benimle ilgili bir şeyler merak eden insanlar olduğunu bilmek tuhaf. Ben de biraz tuhafım galiba… Bu tuhaflığa sonuna kadar katlandıkları için çok seviliyorlar ama. Çilek kızı takip etmeye devam!

Sevgili Elif,
Okuyucun bol, yolun açık olsun…
Sevgiler,
Çilek Kız Yasemin,

Seninle Tek Kelime Oyununa Hazır mısın?
(Yazdığım Kelimenin Karşısına Senin için İfade Ettiği Anlamı Tek Kelime ile Yazar mısın?)

Ankara - Ev

Aşk - Sadece kitaplarda...

Kahraman - Baran

Tolga - Mavi (SPOILER!)

Çilek - Ama bunu tek kelime anlatamam ki. Kelimeler yetmez

Anne - ANNEM

Baran - Hayallerimin erkeği… Tek kelime olmadı ama olsundu...

Romantik - Beyaz çikolatalı ıslak kek…

Savaş - Kendi kitabım değil de Esra Tok’un Savaş’ı gelmesi aklıma peki… GÜNAHKÂR BEEE!

Yazmak - Meditasyon desem güler misiniz? Neyse gülün…

Müzik - İlham

Blog - Gezginler; çünkü blog maceram Gezgin Kitap Kardeşliği sayesinde böyle 
eğlenceli bir tecrübeye dönüştü

Kurgu - Taslak

Eda - Ne kadar zor sormuşsun ya. Hangi birini yazsam? Canım kardeşim diyeyim o zaman kısa yoldan.

İngiliz dili ve edebiyatı - Kitaplar

Mazi – BEBEĞİM.

Bihter - Kelepçe geldi direk aklıma nedense.

Tarihi Aşk -  Kayran aşkım