9 Şubat 2018 Cuma

Sevgililer Günü için dev hizmet! Her ilişkiye uygun birbirinden farklı hediye önerisi

Evet, yine o malum tarih yaklaştı. Belki uzun zamandır evlisiniz, “Artık Sevgililer Günü mü kaldı bize?” diyorsunuz. Belki uzatmalı sevgilisiniz, her 14 Şubat geldiğinde ne alacağınızı kara kara düşünüyorsunuz. Belki yeni bir sevgili yaptınız, heyecandan ne alacağınızı bilemiyorsunuz. Belki de bu günü evinizde tüylü, minik dostlarınızla geçirecek ve “En güzel sevgi bu!” diyorsunuz. O da mı değil? E, o zaman neden kendi kendinize hediye almıyorsunuz? Tamam, merak etmeyin; bu listede hepinizi düşündük.


- İlişkiyi heyecanlandırmak için baştan çıkarıcı bir koku alın. Kokular hafızada yer bırakır ve her yeni koku bambaşka hatıralar yaratır. Hazır kış ayındayken baskın ve egzotik kokuları tercih edebilirsiniz. 
Kadın parfüm önerimiz için tıklayın! 
Erkek parfüm önerimiz için tıklayın!
- İlişkinizin başladığına dair sosyal medyada boy boy fotoğraflarınızı sergilediniz büyük ihtimalle. Ama unutmayın, geleneksel fotoğraf albümünün anlamı her zaman çok başkadır. O nedenle, HP Sprocket kırmızı fotoğraf yazıcısı sevgililer günü için çok keyifli bir hediye olacaktır.  HP Fotoğraf yazıcısı için tıklayın!

- Bu önerimiz ise beylere. Her zaman geç kalmasına sebebiyet verdiği için söylendiğiniz eşinizin makyaj setini yenileyerek şaşkınlık yaratmaya ne dersiniz? Kadınlar kozmetik ürünlere bayılır, biliyorsunuz.  Kozmetik ürünleri için tıklayın!

Her Pazartesi beraber spor yapmaya niyetleniyor ama ilişkideki bir taraf planları bozuyorsa, şahane bir fikrimiz var. Motivasyonu yükseltecek bir akıllı bileklik! Fiziksel aktiviteleri detaylı bir şekilde takip etmeye olanak tanıyan bu bilekliklerle spordan kaçmak yok, sağlıklı hayata hemen başlamak var. Akıllı Bileklikler için tıklayın!

- Romantiklik önemli. Karşınızdakine ince bir ruhu ve ince zevklere sahip biri olduğunuzu göstermek için en iyi gün, bugün! Hediye edeceğiniz retro bir plakçalarla eski plakları dinleyip, romantik bir akşam geçirebilirsiniz. Retro plakçalarlar için tıklayın!
Bir boomads advertorial içeriğidir.

2 Şubat 2018 Cuma

Aslı Genç Gürışık kimdir? Buyrun söyleşiye...


Merhaba;
Şubat Ayının söyleşi konuğu yazdığı kurgularla Wattpad de fenemon olan ve Beni Sevdiğin Kadar kitabının yazarı Sevgili Aslı Genç Gürışık  

Aslı’cığım öncelikle söyleşi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim... Tabii ki kabul etmeme gibi bir şansın yoktu. Keyifli bir söyleşi için haydi sorulara.
Sevgili okur sende çayını ya da kahveni al keyifli söyleşiyi okumaya başla…
Seninle söyleşi yapmak benim için zevkti.

1- Aslı Genç Gürışık kimdir blog takipçilerime kendinden bahseder misin?
14 yıllık evli, otuzların sonlarında ikinci bebeğinin doğumuna saatler sayan bir anneyim. 8 yıldır dünyaca ünlü bir kozmetik markasında satış danışmanı olarak çalışıyorum. (Christian Dior-güzellik uzmanı)


2- Aslı’cığım bize bir gününü anlatır mısın?
Her gün güne sabah saat o6.00 da başlıyorum. Daha yataktan çıkmadan önce kafamda önce günün programını yapıyorum. Eğer hafta içiyse oğlumu okula, hafta sonuysa kursa gönderirim. Sonra günün yemeği ve rutin ev işlerinden sonra 11.30 da mesaim başlıyor. İşe gidip gelirken toplu taşıma aracında, gün içerisinde yemek ve çay saatlerinde kitabımı okur ya da wattpad okuyucularıma hikâyelerime yaptıkları yorumlara cevap veririm. Akşam 21.00 da tekrar eve döndüğümde yemek, yine günlük ev işleri ve ailemle birlikte zaman geçiririm. Gece yarısına doğru herkes uyuduğunda ya okuduğum kitaba devam ederim ya da wattpadde paylaştığım hikâyeye bölüm yazarım ve gün böylece biter. Aslı’nın bir günü çoğunlukla bu şekilde geçiyor.

3- Aslı’nın iyi bir okuyucu olduğunu ben biliyorum. Aslı ne tarz okur, neler okur? 
Kişisel gelişim ve paranormal dışındaki her şeyi okuyabilirim. Romantizm ve fantastik romanlar favorilerimdir.



4-Aslı’nın herkesin okuması gerek dediği 3 kitap söyler mi bize? 
Kuran-ı kerim Türkçe açıklaması
Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk
Simyacı – PAULO COELHO

5- Asla okumam dediğin bir tarz var mı?
Paranormal kitaplar

6- Wattpad de sadece yazıyor musun? Ya da okumayı sevdiğin kurgular var mı?  Wattpadi daha çok yazmak için kullanıyorum. Ben daha çok kitap kokusunu soluyarak okumaktan yana olsam da elbette ki sevdiğim, takip ettiğim yazarlarda var. Nurcan Balkanlı, Aslı Özden, Esra Tok, Çiğdem Öz, Elif Yılmaz, Merve Duman favorilerimdir.

7- Şimdi okur Aslı’dan yazan Aslı’ya geçelim… İlk ne zaman yazmaya başladın?  
İlk olarak 2014 de “Beni Sevdiğin Kadar”  isimli hikâyemi yazmaya başladım.

8- Peki ilk kelimelerini bilgisayarda mı yazdın yoksa kâğıt kalemle mi?
Tabii ki kâğıt ve kalemle…

9- Ve ilk yazdığın cümleleri bizimle paylaşır mısın?
Ve karanlık ilk defa kalbimize o gün dokundu… Kendi içimizde kaybolduk.

10- Seni yazman konusunda destekleyen bir kişi var burada onu da analım mı? Söz sende…
Yazma konusunda beni ilk destekleyen bölge koordinatörümün rahmetli eşi Ali Serhat Aktaşbak ağabeyimdi. (Nurlar içinde yatsın.) İlk kâğıtlara yazdığım notları ona okuturdum. Bana bir gün yazdığım hikâyelerin kitap olacağını ve imza günümde benden imzalı kitabımı almak için geleceğini, hayallerimden vazgeçmeme mi söylerdi. Söylediği gibi oldu. Hikâyem kitap oldu, ancak imza için gelmek ona nasip olmadı.

11- Wattpad’de harika kitapların var birçoğunu okudum… İçlerinden senin için en özeli hangisi, neden? (5 Çocuklu anneye en sevdiğin çocuğun hangisi diye sordum, cevabı bekliyorum)
Kitaplarım için yaptığın yoruma çok teşekkür ederim ÇİLEK KIZ. Evet, hepsinin yeri benim için çok ayrı. Ama Gözyaşı Çetesi benim için en özel olanı. Çünkü hikâyedeki her karakteri bir arkadaşımdan esinlenerek yazdım. Ve şu ana kadar yazarken en çok eğlendiğim, kendimi özgür hissettiğim hikâyeydi.

12-Beni Sevdiğin Kadar’ı kitap olarak eline aldığında ne hissettin?
Önce inanamadım. Kitap… İnsanın yarattığı karakterlerin ete kemiğe bürünmesi, bir anlamda onların ölümsüzleşmesi demek... Wattpad de hikâyemi paylaşmaya başladığımda sadece hayalim vardı, umudum yoktu.  O nedenle kitabı ilk elime aldığımda kapağını açmadan rahat bir 5 dakika sadece kapağına baktım.

13- Yazdığın kurguya ilk gelen yorumu hatırlıyor musun?
“Esra’ya ne oldu?”

14-Hikâyenin en başında Oğuz’un gördüğü kâbusu yazarken nasıl bir duygu içindeydin?
Oğuz’un gördüğü rüyayı ben kurgulamadım aslında, sadece kendi gördüğüm kâbusu yazdım.

15- Firuze ve Oğuz kitabı okurken ben Firuze’yi Filiz Akın, Oğuz’u Ediz Hun olarak hayal ettim okudum. Bana göre Türk sineması tadındaydı sen yazarken ne hissettin. ( Dede – Hulisi Kentmen veya Nubar Terziyan, Ebru Yengede – Aliye Rona ya da Suzan Avcı)
Karakter analizine bayıldım. Yeşilçam’ın o dönemlerinde hikâyem filmi yapılmış olsaydı kesinlikle Firuzeyi Filiz Akın’ın, Oğuz’u Ediz Hun’un oynamasını çok isterdim. Ebru yenge için Suzan Avcı, Mustafa dedeyi canlandıracak en uygun kişi ise rahmetli Hulusi Kentmen’di.
Beni Sevdiğin Kadar ilk deneme kitabımdı. Masum, her yaş grubunun okuyabileceği, seninde söylediğin gibi Türk filmi tadında bir hikâyeydi. Zaten okuyucuların çoğundan Yeşilçam filmlerine benzediğine dair yorum aldım.

16-Yazarken uyguladığın bir ritüel var mı?
Her hangi bir ritüel uygulamıyorum.

17- Hikâyenin Diğer Yarısı ilk okuduğum kurgun onu kitap kokusu ile okuyabilecek miyiz? Ve onu yazarken neler hissettin?
Hikâyenin Diğer Yarısı benim ikinci kurgumdu. Kitap olmasını elbette ki çok isterim ama onun daha zamanı var. Çünkü düzenlenmesi gereken çok fazla kısım var.


18- Okurlarına müjdeyi verelim ‘DELİ MAVİ’ şu an editörde ve yakında raflarda heyecanlı mısın?
Hem de çoooook. Hani söyleşinin başlarında her hikâyenin aslında bir annenin çocuklarından biri gibi olduğunu söylemiştin ya çok doğru. Ve şimdi o çocuklardan birisi büyüdü ve telli duvaklı gelin oluyor diyelim. Gereksiz bir benzetme gibi olmamıştır inşallah.

Bence çok güzel bir benzetme… Kızın büyüdü ve yuvadan uçuyor…

19-Sen romantik yazarsın, tarzın dışında ne yazmak istersin?
Fantastik yazmayı çok istiyorum. Cesaret edebilirsem kafamda var bir şeyler ama zaman ne gösterir şimdilik bilemiyorum.

20-Burası atış serbest gönlünden ne geçiyorsa yaz bakalım…
Öncelikle bu söyleşiyi okuyan wattpad yazarı varsa küçük bir tavsiyem olacak. Lütfen yayınevlerinden gelen teklifleri değerlendirmeden önce iyi düşünsünler. Bu konuda yaşadığım bir sıkıntıyı paylaşmak isterim. İlk sözleşme imzaladığım yayınevi Mortena Yayınlarıydı. Hikâyenin Diğer yarısı isimli kitabım için koskoca bir yıl oyaladılar beni. Ha bu gün ha yarın derken neredeyse yazmaktan soğuttular diyebilirim. Boşu boşuna geçen sadece 1 yıl değil üzüldüğüm, bu süreçte reddettiğim çok iyi teklifler vardı.

21- Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir… (Bu arada bu söyleşi yayınlandığında sevgili yazarım 2. Bebeğini kucağına almış olacak… Hoş gel minnak prenses Asya sevdiklerinle, uzun, sağlıklı, mutlu, başarılı ve aşk dolu bir ömrün olsun)
 
Güzel dileklerin için çok teşekkür ederim. Âmin inşallah.
Blog takipçilerine son sözüm; Nasıl mutlu oluyorlarsa öyle yaşasınlar. Çünkü hayat bazı şeyleri erteleyemeyecek kadar kısa.
Sevgili Aslı,
Okuyucun bol, yolun açık olsun…
Sevgiler,
Çilek Kız Yasemin,


Seninle Tek Kelime Oyununa Hazır mısın?
(Yazdığım Kelimenin Karşısına Senin için İfade Ettiği Anlamı Tek Kelime ile Yazar mısın?)
Dede – Hulusi Kentmen
Kaza – Kader
Aşk – Heyecan
Tuğrul -  Jasmin
Çilek –  Yasemin
Ebru Yenge - sinsi
Handan – Güven
Yavuz Selim – Dengesiz
Yalan – Şüphe
Çikolata – Kalori
Gözyaşı Çetesi – Kahkaha
Tamahkâr – Tutku
Alex – Vivienne
Deli Mavi – Ters köşe
Kitap –Huzur
Masal – Ukde
Jasmin – Yasemin
Günseli –  Nurcan
Selen –  Huriye
ŞAG – Dostluk






           








6 Ocak 2018 Cumartesi

Seksi Numaranın yazarı Melis'i tanıyalım mı?

Merhaba;
Sevgili Melis, söyleşi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim.


1- Nasıl Melis oldun? Melis olarak özgürce yazmaya nasıl karar verdin? Okuyucuya anlatır mısın?
Herkese merhaba öncelikle. Nasıl Melis oldum? Bir iddia üzerine desem…
Sohbet sırasında bir arkadaşım bana seks hatlarını pazarlayamayacağımı söyledi. İddiaya girdik. Wattpad’de dört bölümlük bir hikâye yazacaktım. Bütün olay, bir seks hattının reklamını yapmaktı.
İlk iş, Melis Ben adıyla bir profil açtım. Sonra Wattpad’deki +18 hikâyeleri okudum. Örnek olsun da, nasıl yazılıyor öğreneyim istedim. İstemez olaydım. Orada seks yazanlar ya seksi bilmiyorlar ya insan olmayı. Ben de hepsini kapatıp kendi içgüdülerimi devreye soktum ve yazdım.
Seksi Numara adını verdiğim hikâyeyi yazışımı hatırladıkça hala gülerim. İç sesimle sohbetime örnek vereyim…
“Yazılır mı lan böyle?”
-Yaşanabiliosa yazılır kızım, yaz gitsin.
“Ya ayıp olacak ama?”
-Yerim lan ayıbı. Yaşarken iyi de yazarken mi kötü?
“E bağırmasak diyorum!”
-Hadi hadi hadi, bitir şu bölümü çok heyecanlı! Daha iddiayı kazanıcaz!
İlk bölümü saymayalım, o bölüm ne okuyacağımızı tanıtma amaçlıydı. Sonraki bölümde Melis Erhan ile telefonda seks yaptı ve ben iddiayı o tek bölümle kazandım.

2- Nasıl oldu da iki bölümden sonrası geldi?
Konu kapanmıştı. Hayat devam ediyordu. Melis Ben hesabına bir daha hiç girmedim. Arada önerilerde gözüme ilişiyordu. Okunması 5k. 10k. Yok deve. İki bölüm yahu. Bölüm başı 5.000 okunma demek o. Hadi, bir okuyan 2. bölümü her gece bir kere ziyaret ediyor olsun… Çok ya… Yine de çok. Seks dedim… Satıyo abi, napçan. Sen de burada uğraş dur iki hikâye için bıt bıt bıt.
Derken beş ay sonra bir maile ilişti gözüm. Melis’e yapılan bir yorum. Ön sevişmeyi gereksiz bulmuş zatın teki. Doğrudan konuya girmek daha iyi değil miymiş?
Ba ba ba ba… Çükünü iki saniye havada tutmayı başarmış da görüş beyan ediyor paşa.
O gün neye sinirliysem bir tepem attı. Açtım Wattpad’i. Sileceğim hikâyeyi. Yuh! 25k okunma ne lan! Çükünüz eskiyecek!
Of, yorumlara gel! Mesajlara gel! Bunlar ne? Bir tane cinsel içerikli mesaj ya da yorum olsa hikâyeyi de profili de silerdim. Öyle değildi. Yazım tarzını sevmişti onlarca insan. Üç beş kişinin her gece uğrak yeri değildi Melis. Bir sürü okuyucusu vardı. Hepsi de teşekkür ediyordu. Wattpad’in +18’lerinden sonra normalin ne olduğunu hatırlamış ya da fark etmişlerdi.
Sonuçta hepsi tek bir cümlede birleşiyordu… Yaz… Bir bölüm daha yaz.
Rahibe olsam baştan çıkarırdı bu kadar ilgi. Ama ben rahibe değildim elbette. O yüzden baştan falan çıkmadım. Zaten de çok sinirliydim. O hıyara bir mesaj yazıp gidecektim.
E buyur, kapatmış profili! Ne olacak şimdi bu sinir? Hayır, ben kime hönküreceğim yani? Ülser olurum bunu içimden atmazsam!
O zaman, ben de bölüm yazıp orada hönkürürüm. O hıyar nasıl olsa düşer bu bölüme.
Yazdım valla. ‘Hıyar’ adında o öle olmaz böle olur içerikli bir bölüm yazıp giydirdim.
Ben rahat, okuyucular çıldırmış! Sen hep sinirlen, diyeni mi ararsın… Melis, benim şeyim şey olduydu da acaba… şey olmuş mudur… kimseye soramadım… diyen küçücük okurları mı… Tabi rahibe olmadığım gibi, uzman ya da öğretmen de değilim. Sorulara cevap veremem. Ama bilgiye nasıl erişilebileceğini iyi bilirim. Bunu da soruları olanlara gösterebilirim.
Peki, niye kitap yazılır? Birikimlerini ve bilgini paylaşmak için. İnsanlara farklı bir bakış açısını gösterebilmek için…
O zaman Melis niye seksi yazmasın? Kalitesiz olanın seks değil onun yazılış biçimi olduğunu; konuşmaktan çekindiğimiz şeylerin bayağılaşmadan da dile getirilebileceğini gösterebilecekken… Seksin doğal bir güdüden başka bir şey olmadığını; hakkında konuşabilsek aslında çok da eğlenceli olduğunu anlatabilecekken…
Bu şekilde Melis yazmaya devam etti. Ama artık seks olmadı yazdığı. Bakış açısı oldu. Kadının gözünden seks… erkek… hayat.
3-Bu bakış açısı diğer +18 hikâyelerden nasıl farklı?
Wattpad’de okuduğum +18’lerin ana çerçevesini çizeyim size…
Türkiye gibi bekârete gereğinden fazla önem verilen bir ülkede bütün kızların en büyük hayali, tanımadıkları bir erkek tarafından bir duvar kenarında tecavüze uğramaktır.
Bütün kadınların canı acır. Oğlan kibar olmayı beceremiyor değildir de, sekste acı anında zevke dönüşüyordur. Kız bakireyse bu zevk daha da artar. Yazar bu şekilde, söz konusu çükün can yakacak kadar büyük ve uzun olduğu subliminal mesajını pompalamaktadır. Oysa genellikle fıstık ile orta boy salatalık arasında olduğu aşikârdır. Kibarlığımızdan ses etmeyiz.
Kadınların hepsi mazoşisttir. Vurdukça zevke gelir, dövdükçe âşık olur. Seks demek kadını dövmek, ilişkiye zorlamak, bunun onun hoşuna gideceğinden de yüzde yüz emin olmak demektir. Herhalde küçükken çok dövmüşler yazarı. Ama anne baba da haklı bir yerde. Böyle çocuğum olsa ben de günde beş posta döverdim.
Sadece sapıklık içeren hayran-kurgu diye bir bölüm var Wattpad’de. Eşek kadar herif yurttan henüz yeni adet görmüş kız seçip evine getiriyor, hikâye boyu beceriyor. En heyecanlı seks ise aile bireyleri ya da hocalarla öğrenciler arasında yaşanıyor. Kardeş üveyse, potansiyel seks objesi. Abla evliyse, kocaya yürümek marifet. Okula yeni gelen her hoca için kızlara dalmak serbest. Ah unutmuşum, asıl babaya dalmak serbest, iyi mi?
Bir de yazarın kendisine biçtiği kaliteye göre belli bir kurguya oturtulmuş hikâyeler var. Bunlar kumalık ve zoraki evlilik şeklinde kurgulanıyor. Çok kaliteli olduğunu düşünen kimi yazarlarımızın hikâyelerinde zoraki evlilik, tecavüzün yasal kılıfa uydurulmasıyken; kuma hikâyeleri, metresliği yasal kılıfa sokuşturmak için çaba harcıyor. Ortada ne mertlik, ne adamlık, ne kadınlık, ne şeref, ne de onur var. Alayı tecavüz üstü aşk hikâyesi ve çoğu, kadınlar tarafından yazılıyor.
Sanırsın, normal insan yok ülkede. Yaşıtına âşık olan, kötü olmayan, bir ilişkide cinsellikten fazlasını arayan kimse yok. Herkes ruh hastası. Tecavüze uğramamış kişiler, tecavüzü yazmaktan ve okumaktan hoşlanıyor; kadının tecavüzcüsüne âşık olabileceğini varsayıp bundan kurgular çıkarıyor.
Melis bana göre bu kurgular arasındaki en normal insan. Melis’in bedeni değil ama ruhu bakire. Onun için erkeğin de kadının da onuru olmalı. Melis ona vurana âşık olmaz, o da ona vurur. Canını yakanın canını yakar. Onu seveni sever, ailesini korur.
Aşk, sevgi, hoşlanma, seks Melis’in hayatının içinde olan kavramlardır. Günlük hayattaki herhangi bir eylem olarak bakar sekse. Nefes alır, yemek yer, uyur, temizlenir, eğlenir, sevişir, ürer, yaşlanır, ölür… Bu yüzden, yaşadıklarını anlatırken de hepsinden aynı doğallıkta bahseder.
Melis’i okudukça görürsünüz… O bizden biridir. Sendir, bendir. Hayatın içinden bir karakterdir. Erhan da öyle… Ne çok zengindir, ne çok yakışıklı. Ve ikisi için de seksten önce duygular önemlidir.
İşte tüm bunlar Seksi Numara’yı diğer +18’lerden ayırır.



4- Melis nasıl biri peki? Hıyar bölümünden sonra ne oldu?
Melis doğanın kendisine hediyesi olan kadınlığı ile çevre koşullarını birbirine uydurmaya çalışan bir kadın. Türkiye’de yaşadığı için üzerindeki baskı çok fazla. Ama o yasakların, kuralların kaynağına inip başkalarının keyfinden kaynaklananları elinin tersiyle bir kenara itiyor; doğanın kurallarını sahipleniyor.
Kendisine sahip çıkmak onun yaşam biçimi. Ne iş çevresine ne aşkına ezilmiyor. Doğrularını sahipleniyor, yanlışlarla da sonuna kadar mücadele ediyor.
Melis ve Erhan birbirlerine âşık oluyorlar. Ama Erhan’ın hayata bakışı Melis’in özgür ruhunu anlayabilecek kapasiteye sahip değil. Onu doğrudan yargılamaya başlıyor. Birlikte olabilmeleri için biraz eğitilmesi, törpülenmesi gerekiyor. Melis de kitap boyunca bunu yapıyor.
Hayat, tek bir kazananın olmadığı bir oyun. Bu yüzden Melis için asla sonunda kazandı diyemeyeceğiz. Bunu Erhan için de diyemeyeceğiz. Biz aradaki oyunu seyredeceğiz. Yani… hayatı.


5- Kitabın sonu? CEO asistanlığı devam mı yoksa Erhan ile evlenip evini kadını mı oldu?
Bir kadının varoluş biçimi bir erkekle ilişkilendirilmemeli. Yoksa erkek gittiğinde kadın yok olur.
Melis “Seksi Numara” kitabının sonunda Erhan ile evlenir ya da evlenmez, bunu bilemeyiz ama evlenirse bence Erhan gibi işini yapmaya devam eder. Kendi parasını kazanır, kendi ilişkilerini sürdürür. Evlilikte tek fark bunları eşiyle paylaşması olur.


6- Kitabını okurken aldım elime fosforlu kalem işaretleyerek okudum. Benim gibi okuyucuların var mı?
Seksi Numara’yı satın alıp, üzerine yazdığı notlarla bana geri gönderen okurum bile var… O kitap benim başköşemde duruyor, kendisine yenisini imzalı gönderdim.


7- Bana göre Seksi Numara ergen gençliğe bir dönem zorunlu ders olarak okutulmalı. Sen ne düşünüyorsun bu konuda?
Çocuklarımıza ailede, anaokulunda “Kadın ve erkek eşittir. Sen kadın ya da erkek değil, insansın. En önemli şey insan onurudur. Sadece herkesin diğerine saygılı olduğu bir dünya yaşanmaya değer. Onurunu, yaşamını, dünyanı koru.” bilincini verebilsek bence her şeyin üzerinde bir eğitimi sağlamış oluruz.


8- Melis’i sevmeyen oldu mu?
Olmaz mı? İki tür insan Melis’i hiç sevemedi. Bunların ilki kadın ya da erkek, sekse dair umutları kalmayanlar… Onlar seksi ne konuşmayı sevdi, ne okumayı, ne yorumlamayı. Bu yüzden de kitabın içindeki seksi dışlama telaşıyla altındaki mesajı alamadı.
İkinci grup ise özgürlüğe gönlü olmayanlar. Melis’in söyledikleri onların hiç işine gelmedi. Çünkü özgürlük pahalıdır. Çaba gerektirir. Kolayına kaçarak elde edilemez de elde tutulamaz da… Onlar, gönüllü kölelerdir. Melis onların en büyük korkusudur.


9- Okuyun, öğrenin denildiğinde akla gelen kitaplar elli ton serisi ve benzerleri. Senin önereceğin Seksi Numara dışında kitaplar var mı?
E. L. James’in “Grinin Elli Tonu” üçlemesi, Türk insanını BDSM kavramıyla tanıştırdığı ve bir gizemi araladığı için çok önemliydi. Onu taklit ederek yazılan diğerlerini okumak zaman kaybı oldu.
Farklı olarak sadece Olivia Cunning’in ‘Günahkârlar Turnede’ serisinin son kitabı olan “Çifte Vuruş”u önerebilirim. İlk dört kitap yine anlamsız bir seks içeriğine sahipken, son kitapta biseksüel bir erkeğin bakış açısını görme şansım oldu.


10- Seksi yazmak ve okumak arasındaki fark nedir senin için?
Ben hiç de iyi bir seks okuru değilim. Çok sıkılıyorum. Eylemlerin tarifini okumak öyle gereksiz geliyor ki bana. Ne okumayı ne seyretmeyi sevmiyorum. Seks mahrem iken güzeldir. Bana özel iken… Bu yüzden ben Seksi Numara’da seksi yazmadım. Sekse ait duyguları yazdım. Her şey sadece duygularla anlamlıdır. Duygu yoksa çerdir, çöptür.


11-Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
Seksi Numara’yı Gri dâhil bütün bu kitapların dışında tutmak istiyorum. İçerik olarak farklı kulvarda kitaplar bunlar.
Diğerlerinin konusu seks iken, Seksi Numara’nın konusu kadın. Kadınların sekse ilişkin beklentileri, düşünceleri, umutları ve normalleri.
Melis, oram ellendi zevk aldım, sonra beni bağladı heyecanlandım, oram kalktı buram kalktı’yı konu etmiyor. ‘Doğal bir ihtiyacım olan seksi telefonda yapmış olmak beni bir erkeği yaptığından daha fazla orospu yapmaz.’ diyor. Kitap boyunca da bu ve buna ilişkin kimsenin konuşmadığı kavramları masaya yatırıyor, tartışıyor…
O yüzden…
Herkes istediği kitabı okuyabilir ama bence Seksi Numara’yı mutlaka okumalıdır. Sustuklarımızın hepsi o sayfalarda haykırılmıştır. Birilerinin haykırmaya başlamasının zamanıdır.
Ben yazarak haykırdım, siz okuyarak haykırın. Eğer Melis’in söylediklerine hak verirseniz, içinizden “Aferin lan,” demekle yetinmeyin, kabuğunuza çekilmeyin, konuşun. Arkadaşınıza önerin. Bloglarınızda yazın. Çünkü böyle şeyler sadece bir kez yapılır. Kimseye faydası olmazsa, üstü örtülür gider.


Sevgili Melis,
Okuyucun bol, yolun açık olsun…
Sevgiler,
Çilek Kız Yasemin

Kelime oyununa var mısın?

Melis         -          Ben
Sex            -          Mahrem
Erhan         -          Aşk
Aşk            -          Hayat
Eşcinsel     -          Normal
Çilek          -          Artık “Yasemin”
Asistan       -          Wattpad seks objesi
Antropoz     -          Kaçın
Eğitim         -          Şart
Özgür          -          Herkesin hayali değil
Taciz           -          Cezaevine Zenne yapılan

Tecavüzcü   -          O çük kesilecek!

24 Aralık 2017 Pazar

Kül ve Ateş Yorumu



Kitap Adı         : Kül ve Ateş
Yazarı              : Katy Regnery  
Yayınevi          : Novella
Türü                : Roman
Puan                : 4 / 5 

Merhaba,
Taze taze bitirdiğim Katy Regnery’nin Modern Masalı KÜL VE ATEŞ yorumumla buradayım…

Savannah Carmichael, Newyork’ta başarılı bir gazeteciyken sevgilisi Patrick yüzünden yaptığı yanlı haber yüzünden işinden olup ailesinin yanına Danvers’a dönmüştür.  Ailesine ve çevresine uzun süre izin alıp kız kardeşi Scarlet’in düğününe yardıma geldiğini söylemiştir.


Asher Lee, Afganistan’da yaralı bir askeri kurtarmaya giderken yanındaki rehber askerin mayına basması sonucu bir kolunun dirsekten aşağısını, bir kulağını ve yüzünün bir kısmını kaybetmiştir. Uzun tedaviler sonrası kasabasına dönmüş ve münzevi bir hayat yaşamaya başlamıştır.


Yerel bir gazete olan Phoenix Times’ın Yaşam tarzı bölümüne 4 Temmuz’da yayınlanmak üzere bir gazi ile ilgili makale yazması istenir. Eğer yazı beğenilirse gazetede iyi bir konumda iş olanağı doğacaktır.  Bu teklif Savannah’ın fırtınalı hayatına güneş gibi doğar.   Ertesi gün bir tabak çikolatalı kek ve kız kardeşinden aldığı çiçekli elbiseyi giyip Asher Lee’nin kapısını çalar… Ve masal başlasın... 


Savannah ve Asher’ın bir birlerinin yaralarını sarıp, şifa olabilecekler mi? Peki, bu modern masalda prens ve prenses hak ettikleri mutluluğa kavuşmak için engelleri aşabilecekler mi?

Yazarın sade ve akıcı dili, hikâyedeki duyguların direk okuyucaya geçmesi çok güzeldi. Ama yayın evinden ricam edisyona biraz daha önem verilmesi.




Gri olan hayata inat pembe okuyoruz…



BODYGUARD Yorumu




Kitap Adı         : Bodyguard
Yazarı              : Jennifer L. Armentrout  
Yayınevi          : DEX Plus
Türü                : Roman
Puan                : 4 / 5 

Merhaba,
Yılın son ayında okumaya tam gaz devam… Jennifer L. Armentrout’un Gamble kardeşler üçlemesinin son kitabı BODYGUARD yorumum ile buradayım…

Kardeşlerin en büyüğü Chandler Gamble ile aile üyelerinin hoşlanmadığı ortanca kardeş Chad Gamble’nin ukala, oteriter halkla ilişkiler uzmanı Alana Gore’nin hikâyesi…

Yaşadığı şehirden ayrılıp Gamble kardeşler ile aynı şehirde yaşamaya başlayan Alana, uzun süredir tehdit mektupları almaktadır. Kendine bir bodyguard tutmaya karar verir ve etrafında bu işi yapabilecek tek kişi vardır o da Chandler Gamble’dır.

Özel hayatında BDSM Dominant olan Chandler ilk gördüğü günden beri Alana Gore’ı düşünüyor ve onunla ilgili fantaziler üretiyordur.  Ama en büyük prensibi koruduğu kişi ile özel ilişkiye girmemek.

Peki, prensiplerini bir kenara itip Alan Gore’ı korurken onunla özel bir şeyler yaşayabilecek mi? Ya birbirlerinin kırıklarına, yaralarına merhem olabilecekler mi?

Üç kitapta hemen bitebilecek hayatın karmaşasından sizi uzaklaştırabilecek kitaplar.  Şimdiden keyifli okumalar…

Gri olan hayata inat pembe okuyoruz…



13 Aralık 2017 Çarşamba

Oyuncu






Kitap Adı         : Oyuncu
Yazarı              : Jennifer L. Armentrout  
Yayınevi          : DEX Plus
Türü                : Roman
Puan                : 5 / 5 

Merhaba,
Yine bol kahkahalı, aşklı ve tutkulu kitap yorumum ile buradayım.

Jennifer L. Armentrout’un Gamble kardeşler üçlemesinin ikinci kitabı oyuncu.

Yazarın kalemi ile tanışmam serinin ilk kitabı Sağdıç ile oldu. Eğlenceli, tutkulu, akıcı yazım dili sizi hemen sarıveriyor ve kitaplarının okunması kısa sürüyor.

Gamble kardeşlerinin ortancası ünlü beyzbol yıldızı Chad ve balıketli asistan Bridget’in tesadüfen Deri ve Dantel isimli adı çıkmış barda tanışmaları. Bu tanışma tek gecelik bir şey içindir ama özgüven sorunu olan Bridget korkup kaçar. Ama ne o Chad’i aklından çıkarabilmiştir ne de Chad onu.
Bu tanışmadan bir ay sonra Bridget, patronu Maddie ve onun sevgilisi Chase ile öğle yemeği yemek için gittikleri hamburgerciye Chad’in de gelmesi ile macera başlıyor…

Bu arada Bridget tabii ki patronunun sevgilisi Chase ile Chad’in kardeş olduklarını biliyordu.

Şimdi bol kahkahalı, azıcık tutkulu bu hikâyeyi okumak için hemen kitabı edin.



Gri olan hayata inat pembe okuyoruz…

12 Aralık 2017 Salı

Aşkın Adı Yahya



Kitap Adı         : Aşkın Adı Yahya
Yazarı              : Nehir Erdem  
Yayınevi          : Müptela Yayınları
Türü                : Roman
Puan                : 5 / 5 

Merhaba,
Yine bol kahkahalı bir mahalle kitabı yorumuyla buradayım. Moralimin bozuk olduğu şu günlerde ilaç gibi  geldi bana... Ama bu mahalle kültürünü 90 ve sonrası doğumlular pek bilmez.

Hikâyemiz ilk kitabımızın(İki Entrika Bir Düğün İsmail) kahramanı İsmail’in en yakın arkadaşı Yahya ve İsmail’in kuzeni Esra’nın aşkını anlatıyor…

İsmail’in düğününden sonra hiç kimseye bir şey açıklamadan mahalleyi terk eden Yahya baba memleketi Düzce’de yeni bir hayat kurmuştur.
Esra, Yahya’nın gidişine bir anlam veremez. İnci dışında da kimselere soramaz bunun sebebini. İsmail’in annesi entrikalar kraliçesi Teyzesi Ayten’in yeğenidir o… Ve bu gidişin ardındaki sırrı çözmesi, aşkı için savaşması gerekmektedir...

İkinci üniversiteyi kazanmıştır ve okumak için Abant İzzet Baysal üniversitesini tercih eder… (Aslında aldığı puan ile İstanbul’da istediği üniversiteye girebilir ama o Yahya’nın yanına gitmek ister)

İsmail tarafından Düzce’ye götürülüp okul ve yurt kaydı yaptırılır. 1 hafta sonra okuluna gider. Yurttaki ikinci gününde yurt önünde yaşanan siyasi kavga haberinin Yahya’ya ulaştırılması ile ev arkadaşı olurlar…

Hikâyemiz bundan sonra başlıyor bol kahkahalı, azıcık sövmeli(ben sövdüm Yahya ve Esra’ya birbirlerinin gözlerindeki aşkı göremedikleri için)


Buradan yazara sesleniştir; Ben şimdi Yasin ile İpek’in aşkını okumak istiyorum…


Gri olan hayata inat pembe okuyoruz…