21 Kasım 2017 Salı

Aksesuar ve Soğutma Ürünleri Uğur Soğutma’da

                                                                                        

Bir derin dondurucuya sahip olduktan sonra, en basit işlemler için bile servis çağırmaktan sıkılmış olabilirsiniz. Sadece basit bir temizlik yapmak için dahi yetkili servislerin yardımına başvurma zorunluluğu, bir yerden sonra sıkıcı hale gelebiliyor. Yanlış anlamayın: Uğur Soğutma tarafından üretilmiş bir derin dondurucu kullanıyorum ve bugüne dek servis ile hiçbir sorun yaşamadım. Her zaman çağırdıktan en fazla birkaç saat sonra gelip, işlerini hızlı ve profesyonel bir şekilde tamamladılar. Ancak halen dezenfeksiyon ve genel temizlik gibi işlemleri kendim yapabilmek istiyorum.

Uğur Soğutma’nın yeni aksesuar ve soğutma ürünleri serisine bu nedenle bayıldım. “Uğur Pratik” adıyla satılan bu seri, hem derin dondurucular hem de buzdolapları için kullanabileceğiniz birbirinden faydalı ve kullanışlı ürünlerden oluşuyor. Derin dondurucunuzun ve diğer beyaz eşyalarınızın uzun ömürlü ve sağlıklı çalışmasını sağlayan Uğur Pratik serisi, beyaz eşyalarınızı en üst performans ile kullanmanız da olanak tanıyor. Ev ve ofis hayatını kolaylaştırmak için tasarlanmış Uğur Pratik serisi, sadece Uğur Soğutma markalı ürünler için değil: Diğer markaların derin dondurucu ve buzdolapları için de kullanılabiliyor. Derin dondurucu ve beyaz eşya modellerinin uzun ömürlü olmasını ve sağlıklı çalışmasını sağlayacak ürünlerden oluşan seri, günlük kullanımda karşılaşılan pek çok sorunun servis çağırmaya gerek kalmadan halledilebilmesini sağlıyor.

                                                                  
Hâlihazırda, Uğur Pratik serisinde kireç önleyici, sebil bardaklık, su sebili temizlik ve dezenfeksiyon, Uğur ikram seti, soğutucu ve dondurucu temizleyici, tel ve plastik sepet ürünleri yer alıyor. Bunların hepsi de kendi özel paketlerinde satılıyor ve nasıl kullanmanız gerektiği ya paket üzerinde, ya da paket içinde detaylı bir şekilde izah ediliyor. Uğur Pratik serisinde satışa sunulan ürünlerle, klima temizliğini dahi kendiniz yapabiliriniz. Hem ürünleri incelemek, hem de uygun fiyatlarla sipariş vermek için https://satis.ugur.com.tr/ adresini ziyaret etmenizi tavsiye ediyorum.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

1 Kasım 2017 Çarşamba

Kahvelerinizi alın Berrin Karapınar söyleşisine buyurun...

Merhaba;
Yeni bir söyleşi için hazır mısınız? Bugünkü söyleşimizin konuğu yazdığı aşklar ile kalpleri feth eden Berrin Karapınar.
Öncelikle Berrin Ablacığım söyleşi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim... Sen sevgili okur kahveni eline al ve buram buram aşk kokacak bu söyleşiyi okumaya başla…

1- Öncelikle klasik Berrin Karapınar kimdir, sorumuzla başlayalım. Seni merak eden okuyucularına ve blog takipçilerime kendinden bahseder misin?

Merhabalar, 1961 İstanbul-Ortaköy doğumluyum ( Aslında yaşımdan bahsetmeyi sevmem. .)) (Gönül yaşım yirmiden yukarı çıkmıyor ) Baba toprağım Ordu-Ünye. Ortaköy’de çocukluk, gençlik, okul yıllarımı geçirdikten sonra çalışma hayatımda eşimle tanıştım. Tanışma o tanışma 35 yıldır evliyiz…  Binlerce kez söylemişimdir kitap okumayı çok severim, kitap okuma aşkı rahmetli babamın bana kazandırdığı en güzel alışkanlıktır. İki yetişkin çocuğum var, onların doğumu, bakımı, okul hayatların verdiği koşturma asla beni okumaktan alıkoymadı. Ayağımda sallar elimde ki kitabı birkaç satırda olsa okurdum. Büyüdüler, evlendiler kızım çok tatlı mı tatlı canımın içi yaramaz torumun Kerem’i bana hediye etti. Dünyam daha da şenlendi…

2- Berrin Karapınar’ın anneanne, anne, eş ve yazar olarak bir gününü bize anlatır mısın?
Eş olmak zordur, sorumluluk ister… Sabah eşimi işe uğurladıktan sonra, bilgisayarı açarım. Hikâyem yazmam için beni bekliyordur, biraz yazarım ortalığı toplarım, biraz yazarım bulaşıkları yıkarım, biraz yazarım günlük rutin işleri yaparım. Önceliğim işler değil yazmakdır. Yazım aralarında yaptığım işler kurgulama anlarımdır. Yorulduğumda ilk aklıma gelen torunum olur ya gider severim ya da birlikte dışarı çıkarız. Bir tam günümün özeti…
3- Biliyorum Berrin Karapınar iyi bir okuyucudur. Ama tek bir tarz mı okur ne bulsa okur mu?
Hoşuma giden her tür kitabı okurum, yeter ki konusu hoşuma gitsin. Yılların verdiği alışkanlıkla okumam fazlasıyla seridir.

4-Berrin Karapınar’ın başucu kitabı var mıdır?
Bronz Atlı ve devamı olan Tatyana ve Alexsander. Kaç kez okuduğumun sayısını unuttum.
Bende kütüphanemde onlar için yer hazırladım yeni baskıyı bekliyorum…

5-  Başucu kitabı dışında herkesin mutlaka okuması gerektiğini düşündüğü 3 kitabı söyler mi bize?
Buna ben karar veremem, hepimizin kitap zevki birbirinden farklıdır. Yeter ki okunsun da ne okunursa okunsun. Kitaplar dünyadır en basit kurgusu olan kitaplar bile hayal dünyamızı zenginleştirir. Kitap okumaya istediğimiz türden başlamalıyız, bir kez okumanın zevkini aldık mı okuma açlığı çekmeye başlarız. Biraz daha ağır kurgular, Dünya ve Türk klasiklerine sıra gelir. İlk baştan yazımları ağır gelse de onları okumanın da zevki bir başkadır.

6- Okumaktan asla sıkılmam dediğin en az 3 yazar var mı?

Tarryn Fısher’in yazım tarzını ve ilginç sonlarını severim, beni şaşırtabilen nadir yazarlardan biridir. Yazar ayrımı yapamıyorum konu hoşuma gitmeli.

7- Hayatta okumam dediğin tür veya yazar var mı?
Felsefe tarihi L Çok üzgünüm bu tarz kitapları sevenler çoktur Sofie’nin Dünyası bu türde okuduğum tek ve son kitap olmuştur.
Okuyamayıp yarım bırakmışımdır .))

8- Peki, Wattpad de yazıyorsun ama okuduğun kitapta var mı?
Buraya ne yazacağımı bilemedim. Açık konuşmam gerekirse esinlenme olmasın diye arkadaşların hikâyelerini okuyamıyorum. Kimseyi kırmak istemem… Birini okuyorum desem diğeri alınır.
Bu kadar muhabbet yeter… Şimdi en heyecanlı kısım başlıyor. Senin yazma tutkuna…
9- İlk ne zaman yazmaya başladın?  
Beş- altı yıl önce yazmaya başladım, ondan önce gençliğimde şiir denemelerim olmuştu. O zamanlar kayıt olayı olmadığından taşınırken yazdığım defteri kaybettim ve son oldu.

10-İlk yazdığın cümleler aklında mı? Onları bizimle paylaşır mısın?
Vakitsiz çalan telefonlardan hep korkmuştum ( CEYLİN-CENNETİN KAPISI)

11- Yazarken uyguladığın bir ritüel var mı?
Kahve ve sessizlik

12- Her yazdığı hikâyenin bir şarkısı var mı?  ( Bana göre  ‘3 Erkek 1 Kadın’ın şarkısı Sezen Aksu’dan Beni al onu alma)
Kurgu devam ettikçe mutlaka uyan bir şarkı oluyor. .))

13- Yazdıklarını ilk kim okudu ve yorumu ne oldu?  
 Emine isimli bir arkadaşım, onun çok desteğini gördüm. Bir zamanlar Frover amatör hikâye sayfası vardı. Dört beş yazarın kullandığı bir sayfaydı. Kurucusu Emine’ydi Ceylin’i yayınlamam için beni destekledi. O olmasaydı şu an kendim yazar kendim okurdum .))
İyi ki desteklemiş ve biz bu harika kalemle tanışmışız.

14- Kitabın raflarda okuyucu ile buluştuğunda neler hissettin?
Çok heyecanlandım, bambaşka bir duygu
15-İlk kitabın için gelen ilk yorumu hatırlıyor musun?
Değişik, ilginç ama kısa .))
Bir gün BENİ ÖZLE OLUR MU? Kitabımı baştan yazacağım.


16-Kitap sözleşmesi imzaladığın süreçte ya beğenilmezse, ya okuyucu kötü eleştirirse korkun oldu mu? Gece kâbuslar görüp uykundan uyandın mı?
Herkes beğenmek zorunda değil, zevkler ve renkler tartışılmaz. Yaşımdan dolayı olsa gerek en kötü eleştirinin bile olumlu yanlarını alırım. Tabi bu eleştiri saygı çerçevesi içinde yapılmışsa yoksa okumam bile.

17- Senin Wattpad de yazdığın kitaplarının hemen hemen hepsini okudum basılı olarak da Yüreğime Doğ… ( Ses serisinin ilk kitabı elimde ama henüz okuyamadım) Öncelikle Basılı eserinden başlayalım. Yüreğime Doğ nasıl döküldü kaleminden?
Bende nasıl olduğunu bilmiyorum buna inanın… Wordu açıyorum sözcükler peşi sıra kendini yazmaya başlıyor. Harfler sözlere, sözler kelimelere kelimeler cümlelere dönüşüyor. Yazarken ben ben değilim. Normal hayatımda mektup bile yazamam .))

18- Yüreğime Doğ Kuveytli Prens Omar ile Türk polisi Simay’ın hikâyesi… Arap dünyasında kadına verilen değeri öyle güzel işlemişsin ki ben acaba orada yaşadın mı diye düşünmeden edemedim? Gerçekten herhangi bir Arap ülkesinde yaşadın mı yoksa internetten araştırarak mı yazdın?
Omar prens değil çok zengin bir adamın oğlu, yani ailesinin prensi. Yaşamadım ama sıkı araştırma yaptım. Bilmediğim konularda asla ahkâm kesmem araştırırım. Kuveyt’ de yaşayan bir okuyucum da aynı soruyu sormuştu burada mı yaşıyorsunuz bire bir hayatlarını anlatmışsınız demişti. Okuyucuya doğru bilgi vermek önemlidir. Elimizin altında dünyanın tüm bilgilerine ulaşabileceğimiz internet var.

Omar benim kalbimin prensi yazarcığım .))

19- Mesela Omar ve Simay’ın nikâhı böyle bir şey gerçekten var mı? Sırf adamı beğendini belirtti diye nikâhları geçerli sayıldı.
Vekil tayin edilerek nikâh yapılabiliyor, tabi bu kurgunun getirdiği sıra dışı bir durum.

20- Hikâyedeki favori karakterin kimdi? Benim Favorim Kraliçeydi…
Yakışıklı ( siyah at)

21- Yüreğime Doğ’un devam kitabı Mehir 1 Lira wattpad de (Omar’ın kuzeni Henna ve Simay’ın polis arkadaşı Polat’ın hikâyesi). Evlilikleri ‘Yüreğime Doğ’da var. Henna’nın özgürlüğü anlatılıyor. Yazarken Henna’ya mı kızdın Polat’a mı? 
Karakterlerime kızmak çocuklarıma kızmak gibi…  Şartların gerektirdiği birlikteliklerinde ikisi de kendine göre haklı.

22- Hadi biraz empati yapalım. Sen Polat olsaydın böyle bir durumda ne yapardın? 
Daha beterini yapardım Polat iyi bir karakter. İstemediği evliliğe mecbur kaldı. Kesin ayrılırdım.

23-Şimdi sırada Nebi’nin hikâyesi GEL HAYALİM’de… Ne zaman yayınlamaya başlıyorsun? (Nebi Simay’ın ikiz kardeşi)
Şu an yazım aşamasında, kurguyu olgunlaştırmaya çalışıyorum.
Sevgili okur hikâye yayınlanmaya başladı hatta 8. Bölümde yayında…

24-Ateşte Açan Çiçek harika bir kurguydu sen yazarken neler hissettin…
İlk bölümleri yazarken o evde olanların duygularını hissetmeye çalışmak beni çok üzdü. Allah düşmanımın başına bile vermesin o türlü bir yaşamı.

25- Fırtınalı bir gece Reyyan ve Yavuz’un hikâyesi final yaptı. Ama tadı damağımızda kaldı özel bir bölüm gelir mi?
Hiçbir hikâyeme özel bölüm yazmayı düşünmedim. Dediğim gibi nasıl başladığımı bilmediğim bir kurgu beni bitir dediği anda bitiyor. Karakterler yazıldığı satırlarda yaşamaya devam ederken ben başka bir kurguda yeni karakterlerle yol alıyorum.

26-Yazdığın karakterlerden kopamadığını biliyorum. Hepsi bir sonraki hikâyende ufacıkta olsa yer alıyor… Yazdığın karakterleri evladın gibi gördüğünü onlardan kopamadığını düşünüyorum yanılıyor muyum?
Çok doğru…

27-Bir anneye en çok hangi çocuğunu seviyorsun demek gibi olacak ama en çok hangi karakterini yazmaktan keyif aldın?
İlk hikâyemin yeri bende çok farklıdır… Sonra Beni özle olur mu karakterleri, sonra takıntının, sonra, sonra, sonra… Hepsini yazarken çok keyif almışım .))

28- Yazdıklarının beyaz camda ya da beyaz perdede okurlarınla buluşmasını hayalin var mı?
Olmaz mı?
29-Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
Bu güzel söyleşide ve hayallerimde benimle birlikte olduğunuz için çok teşekkür ederim.
Çilek kız Yasemin sorular zordu .)) ( ŞAKA) Sayende güzel anlar geçirdim, geçmişi hatırladım, karakterlerimi andım. Çok teşekkür ederim sevgiyle kal…
Okurlara son sözüm okuyun, okutun… SEVGİ VE SAYGILAR
Sevgili Berrin Karapınar
Okuyucun bol, yolun açık olsun…
Sevgiler,
Çilek Kız Yasemin,

Seninle Tek Kelime Oyununa Hazır mısın?
(Yazdığım Kelimenin Karşısına Senin için İfade Ettiği Anlamı Tek Kelime ile Yazar mısın?)

Kitap VAZGEÇİLMEZİM

Borkan VAVVV

Kadın GÜÇLÜ

Anneanne SEVGİ

Simay SERT

Kuveyt ZENGİN

Kral SOYLU

Çilek TATLI (Yani BEN)

Kraliçe ARABULUCU

Mehir DEVAM

Ayaz PİŞMAN

Elaşina ŞİRİN

Takıntı SEVGİ

Jack KUVVETLİ

Kaid KÖTÜ

Kaş MUHTEŞEM

Aşk HARİKA

Torun AŞK

Evlat CAN



           








23 Ekim 2017 Pazartesi

Kayıp Şehir Serisi - Selvi Atıcı




        
Kitap Adı         : Kayıp Şehir Serisi
Yazarı              : Selvi Atıcı 
Yayınevi          : Nemesis
Türü                : Roman
Puan                : Kimliksiz - 5 / 5 
     Pinokyo'nun Rüyası - 5/5 
     Gitme - 5/5 
     Kalbim Sende Kalmış - 5/5 

Merhaba,
Kayıp Şehir Serisi kitap yorumumla geldim. Selvi Atıcı merak ettiğim, okumak istediğim arkadaşlarım tarafından çok övülen bir yazardı. Ama ben çok övülen kitap ya da yazar okuyamıyorum. Çünkü; beklentim yüksek olur ve büyük ihtimalle beğenmem korkusu vardı. Ama bir yandan da merak ağır basıyordu. Derken Selvi Atıcı’nın ‘Pinokyo’nun Rüyası’ kitabını geçen yıl sevgili Nurcan’dan (@dortgozkedikiz namı diğer)  bana yeni yıl hediyesi olarak geldi. Ama okumak için beklettim. Derken kitabın serinin ikinci kitabı olduğunu öğrenince seriyi tamamlama derdine düştüm. Okuoku’nun yaptığı kampanya ile yazarın tüm kitapları aldım. Ve Ekim ayı okuma programımı kayıp şehir serisi ile başlattım. Kesinlikle Selvi Atıcı’yı okumak için geç kalmışım. Kalemine, anlatım diline bayıldım. Hikâyeleri, kurguları muhteşem… 4 kitap bir solukta bitti. Ertesi sabah işe gideceğimi bile bile uyumadım kitabı okudum. Merak, heyecan beni sardı. Efendim birtutamçilek’ten naçizane tavsiye siz de bu kalemle tanışın. Eğer seri ile başlamak istemezseniz YARASA tek kitap onunla başlayabilirsiniz. Şimdiden keyifli okumalar. Bu arada tavsiyem ile alıp okursanız lütfen yorumlarınızı benimle paylaşın…

Not: Yayınevi edisyon konusunda biraz daha özen lütfen. Bu kalem özeni hak ediyor.

Sevgiler,


Kimliksiz

Deryal Yiğit, 14 yaşında onları çalıştırıp paralarına el koyan adamı ölüdürüp hapse girdiğinde bir kimliği olmuştur. O yüzden lakabı Kimliksiz. Biraz şans ve bolca çalışkanlıkla Kayıp Şehir adında bir gece kulübü ve lojistik firma sahibi (Tırları ve yük gemileri vardır). Karanlık işlerden ve adamlardan uzak durmak için elinden geleni yapar.

Bir gün kulübünde bir adam tarafından taciz edilen Burcu’yu görene kadar aşkın ne olduğunu bilmiyordur. Burcu, kim ve neden Deryal’in peşinde.

Peki ya Deryal’i arayan kimliği meçhul adam kim?
Birde Âdem ve Şirin var ki… Deryal’in ortağı Âdem ile organizasyon sorumlusu Şirin efsane bir çift…



Pinokyo'nun Rüyası

Başarılı, yakışıklı, yardımsever, çalışkan cerrah Ömer ile güzel, zeki, bahtsız Gazel’in hikâyesi.
Yoğun bir günden sonra eve gidip uyumayı planlayan Ömer İstanbul trafiğinden ara sokaklara girip kaçmaya çalışırken aracının tavanına düşen Gazel ile hayatı değişir.

Önce Gazel’i iyileştirir ardından da kalbinin kapılarını sonuna kadar açar.
Gazel’in o aracın tepesinde ne işi vardır? İntihar mı etmiştir yoksa atılmış mıdır? Gazel’in hayatındaki sırları öğrenmek için Ömer çok uğraşacak. Peki, ya Ömer’in hayatındaki sırlar…


Gitme

Deryal Yiğit’in oğlu Tunç Mirza ve Adanalı köklü bir ailenin kızı Hayat…

9 yaşında çok sevdiği babasını kaybetme korkusu yaşayan Tunç Mirza bir daha kimseyi bu kadar çok sevmeyeceğine dair yemin eder.

Hayat, platonik âşık olduğu Mirza’yı adım adım izler. Ama Mirza onu bir kez bile görmemiştir.
Bir akşam ev arkadaşı yeni sevgilisi ile tanıştırmak için onu zorla dışarı çıkarır. Erdem bir arkadaşının da orada olacağını söyler. Hayat gittikleri kulüpte Erdem’in arkadaşının Mirza olduğunu görünce sakarlıkları ile kendini rezil ettiğini düşünür. O gece gereğinden fazla içen Mirza ise bu sakarlıklarla çok eğlenir. Hayat’ı alıp evine götürür sarhoş kafa ile birlikte olurlar.

Sabah uyandığında gece yaşananlar bir puzzelın parçalarıdır. Birleştirmek zordur. Sarhoşluğun yarattığı baş ağrısı ve çalan kapı… Kapının ardında kim var. Peki, gelen kişi Mirza ve Hayat’a neler yaşatacak. Bundan sonra hiçbir şey Hayat için iyi olmayacak…

Peki ya Mirza Hayat’ı kazanmak için neler yapacak?



Kalbim Sende Kalmış

Âdem ve Şirin’in oğlu Ali ile Ömer ve Gazel’in kızı Arya’nın Aşkı…

Âdem’in kendi gibi yakışıklı, şımarık ve ukala oğlu kendisine ortaokul sıralarında emanet edilen Arya’ya âşıktır ama aşkını itiraf etmek için onun üniversiteyi bitirmesini bekler. 

Ali ve Arya’nın birbirine olan aşklarını herkes biliyordur ama onlar hep aşklarının tek taraflı olduğunu düşünür.

Arya bir gün ani bir kararla Üniversite okumaya Amerika’ya gider.  Tam sekiz yıl. Bir anda neden böyle bir karar vermiştir. Peki, dönüşte ona eşlik eden Daniel kimdir.

Aşkları küle dönmüş müdür yoksa ilk günkü gibi alev alev midir?  

Heyecanın bir saniye eksilmediği bu kitapları okuyun derim.


Gri olan hayata inat pembe okuyoruz…














1 Ekim 2017 Pazar

Ayşegül Çiçekoğlu aşkı yazan kadın

Merhaba;
Yeni bir sohbete hazır mısınız? Aşkı en güzel yazanlardan Sevgili Ayşegül Çiçekoğlu ile yaptığımız keyifli sohbeti okumaya buyurmaz mısınız?
Ayşegül ablacığım söyleşi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim... Bence çok keyifli bir söyleşi bizi bekliyor…
Ben Teşekkür ederim. Umarım öyle olur.

1- Birçok okuyucun seni yakından tanıyor ama seninle ve kaleminle yeni tanışanlar için Ayşegül Çiçekoğlu kimdir?

48 yaşında hayalperestliğini kaybetmemiş, eğlenceli bir anne, hâlâ ilk günkü kadar kocasına âşık bir kadınım.
Yıllarca kendime sakladığım yeteneğimi eşimin fark etmesi ile hikâyeler yazan biriyim. Gezmeyi, okumayı ve yeni insanlar tanımayı severim.  Karadeniz’in hırçın doğasında,  Ayvalık’ın sakin sularında ve İstanbul’un kaosunda yaşarım. Başka yerlerde değilsem buralardayımdır.

2- Anne, eş ve yazar olarak bize bir gününü anlatır mısın?

Sabah evden herkesi göndermekle başlıyorum güne. Yaz aylarında bu zor oluyor tabii. Sonrada bilgisayarımın başına oturuyorum. Eğer sabahtan bir randevum yoksa öğlene kadar mutlaka yazıyorum.  Öğleden sonra da ev işleri geliyor.  Cumartesi, Pazar hariç haftanın beş günü bu şekilde düzenim. Düzenleme yaptığım zamanlar haftanın her günü yazıyorum.


3- Ayşegül Çiçekoğlu iyi bir okuyucu mudur?

Evet, yıllar boyunca her ortamda okudum. Yüzlerce kitap okumuşumdur. Sevdiğim ve vazgeçemediğim kitaplarım var. Onları her sene mutlaka bir kez daha okurum.



4-Herkesin mutlaka okuması gerektiğini düşündüğü 3 kitabı söyler mi bize?

Herkesin okuması gerek dediğim çok kitap var ama ilk sırada benim için her zaman Victor Hugo’nun Notre-Dame’nin Kamburu, her sene bir kez okuduğum kitaplardan biridir. Umutsuz ve kendimi kötü hissettiğim zamanlarda okumayı çok seviyorum. Emily Bronte’nin Uğultulu Tepeler ve Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık bunlar benim ilk üçüm… Tabi ki bu herkes için değişkenlik gösteren bir durum.

5- Ve okumaktan asla sıkılmam dediği 3 yazar var mı?

Evet, Lesley Lokko, Kate Morton,  Gelenn Meade ve Jodi Picoult. Üçten fazla oldu ama daha çok var.

6-Peki, Wattpad de kitap okumayı seviyor musun? Wattpad de okuyup bizlere önerebileceğin hikâye var mı?
Maalesef orada okumak için artık zamanım olmuyor ve kitabı kâğıt kokusu ile elime alarak okumayı seviyorum.  Onun içinde önerebileceğim bir hikâye yok ne yazık ki.

7- İşte söyleşinin en heyecanlı kısmı. Gelelim senin yazma tutkuna… İlk ne zaman yazmaya başladın?  

Eskiden beri kısa denemeler vardı ama o zamanlar tam zamanlı bir işim vardı ve ancak vakit bulduğum anlarda yazabiliyordum. 2014 yılında eşimin ısrarlarına daha fazla dayanamadım. Bir gün yeni bir notebook ile geldi ve önüme koydu. Yaz dedi… Neden olmasın diyerek 2014 yılının başında yazmaya başladım. Yazış o yazış bir daha başından kalkmadım. Belki de yıllarca beklediğim birinin beni zorlamasıydı. Onun için buradan eşime de teşekkür etmek isterim.

8- Yazarken uyguladığın bir ritüel var mı? Mesela sessiz ortam ya da bangır bangır müzik dinleyerek…

Benim için yok. Bir notebook olsun yeter her yerde yazabilirim. Yazarken tamamen dış etkenlerden kendimi soyutluyorum onun için bulunduğum mekânın sessiz olması ya da romantik olması gerekmiyor. Bangır bangır müzik çalarken de yazabilirim. Çünkü yazmaya başladığımda zaten olay kurgusu kafamda şekillenmiş ve sadece kâğıda dökülmeyi bekliyor oluyor.

9-Kurgularını kâğıda dökerken dinlediğin müzik var mı?
Evet, her hikâyemin bir şarkısı var. Önce hikaye aklımda şekilleniyor ve sonra ona ait bir şarkı buluyorum. Yazmaya başlamadan önce onu dinliyorum sonra da yazıyorum.

10-Bir kurgu oluşturdun bunu önce kâğıda mı dökersin, dostlarınla mı paylaşırsın?

Paylaştığım iki arkadaşım var. Daha kâğıtla buluşmadan onlarla buluşur aklımdaki kurgu ve sonrada yazmaya başlarım. Kurgu başından sonuna kadar aklımda durur. Yazmaya başladığımda kurgu beynimde bitmiştir. Onun içinde hızlı yazıyorum. Bunun nedeni başına oturduğumda bu bölümde ne yazayım diye düşünmüyorum, yazmaya başlayınca kurgu akıp gidiyor.


11-İlk kitabın raflarda okuyucu ile buluştuğunda neler hissettin?

Anlatılmaz yaşanır diyorum. İnanılmaz bir duyguydu benim için o kadar heyecanı birde kızım doğduğu anda yaşamıştım. Ama kitaplar basıldıkça o heyecanı her kitabımda yaşadığımı hissettim. Onun için hangisi daha heyecanlı diye bir sıraya koymadım her hikâye kâğıt kokusu ile bulaştığında benim için hep aynı heyecanla karşılanıyor.

12-İlk kitabın için gelen ilk yorumu hatırlıyor musun?

Wattpad de geldi ilk yorum, yaklaşık yirmi bölüm yayınladıktan sonra. Neredeyse vazgeçmek üzereydim. İlk yorum “devam et harika yazıyorsun” olmuştu ve sadece o kişi için bile yazabileceğimi düşündüm. Benim için unutulmaz bir yorumdu.


13-Kitap sözleşmesi imzaladığın süreçte ya beğenilmezse ya okuyucu kötü eleştirirse korkun oldu mu? Gece kâbuslar görüp uykundan uyandın mı?

Kitap sözleşmesinde ve kitap çıktığında olmadı. Ama ilk imza gününde oldu. 2015 Nisan ayında ilk kitabım çıkmıştı ve ilk imzamı İzmir Tüyap’ta verecektim. O gece sabaha kadar uyumadım ve eşim ve kızımın benimle olmasını istedim. Hiç kimse gelmezse size vereyim dedim ve benimle birlikte onlarında İzmir’e gelmesini istedim. Ama korktuğum gibi olmadı ve güzel bir imza gerçekleşti. Bunun üzerine iki hafta üst üste imza verdim.  Onun için İzmir’in yeri bende hep ayrı.

Ve gelelim kitap karakterlerine… Hepsini okuyamadığım için okuduklarımı yazacağım…
11- Emir’in sevgi, şefkat açlığı beni çok yaraladı… Bu duyguları verirken neler hissettin?

Hikâyelerimdeki karakterlerin bazıları çevremdeki insanlardan…   Sevginin, şefkatin aileden geldiğine inanırım. İlk öğrendiklerimiz ailemizde gördüklerimizdir. Ve ailede sevgi görmeyen kişilerin ileriki yaşlarda bunu göstermekte zorluklarla karşılaştığına çok tanık oldum. Karakterlerimi yazarken onların yerine kendimi koymuyorum ama empati yapıyorum. Annem kardeşimi tercih edip gitseydi nasıl hissederdim diye çok düşündüm ve hissettiklerimi yazdım.

12- Melek hayattan çok büyük darbeler yemiş herkese göre ezik bir kadın… (Bana göre çok güçlü bir kadındı) Bu tarz karakterleri yazarken o karakteri kendi içinde yaşıyor musun?

Kesinlikle güçlü bir kadın Melek… Çok sevmesine rağmen kocasını affetmedi ve her şeyi bırakıp gitti. Kendine yeni bir hayat kurdu. Kadın her zaman erkekten daha güçlüdür. Bunu fiziksel olarak demiyorum ama duygularını ifade etmekte daha güçlü ve kararlıdır. Kadın için bir ilişki bitmişse arkasını döner ve gider.

13- Savaş güçlü, sert, yıkılmaz bir kaleyken Tutku onu un ufak etti bana göre… Senin için Tutku’yu yazmak mı zordu Savaş’ı yazmak mı? 

Her ikisini de yazmak zordu. Her ikisinin de geçmişinde yaşadıkları travmalar vardı ve bu gelecekteki yaşantılarını etkilemişti. Birbirlerini anlamamak için yaşadılar. Güçsüz taraflarını birbirlerine göstermediler. Birbirlerine aslında çok benziyorlardı.

13-Gelelim Serkan mı Alize mi?  Hangisini yazarken en çok eğlendin?

Serkan’ın hazır cevapları ve Alize’nin saflığı beni çok eğlendirdi. Benim için oradaki en komik kişi kesinlikle dedeydi.

14-Şu an basılı olan eserlerini sırası ile yazar mısın?  

Bırakma Ellerimi
İntikam
Sen Benim Kaderimsin
Tutkunun Savaşı
Affet
Kendi Düşen Ağlamaz
Sen Benim Nefesimsin

15- Sen Benim Kaderimsin yeni basımı ile ve Sen Benim Nefesimsin okuyucular ile buluştu yorumlar nasıl?

Çok güzel yorumlar geldi. O aileyi yazmaktan zaten baştan beri çok büyük keyif aldım. Şimdi onun devamı olan Işığımsın ve hayatımsın gelecek. Ailenin üçüncü kuşak üyeleri.

16- Ben bir okur olarak Ölüm Meleği (Doktorcuğum) ve 8.15 Vapurunun kitap olmasını heyecanla bekliyorum. Ne zaman koklayarak okuyacağız?

Biliyorum her ikisi de gecikti ama bir basım tarihi var. Her ikisini de önümüzdeki sene okuyacağız.

17- Ayşegül ablacığım, yazdıklarının dizi ya da film olmasını ister miydin?

Kesinlikle isterdim. Hikâyelerden bir tanesinin dizi anlaşmasını yaptık ama açıklamayı onlar yapacağı için biraz daha zamanı var. Bir başkası içinde görüşmelerimiz devam ediyor.

18- Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…

 Gösterdikleri ilgiye çok teşekkür ederim. Her biri benim ilham perilerim. Onlar olmazsa bu güzel hikâyeler de olmazdı. Hepsini çok seviyorum.

Sevgili Ayşegül Çiçekoğlu,
Okuyucun bol, yolun açık olsun…
Sevgiler,
Çilek Kız Yasemin,

Seninle Tek Kelime Oyununa Hazır mısın?
(Yazdığım Kelimenin Karşısına Senin için İfade Ettiği Anlamı Tek Kelime ile Yazar mısın?)

İntikam                     Affetmek
Vapur                        Aşk
Melek                       Masum
Porsche                    Kendi Düşen Ağlamaz
Mizah                       Serkan
Çilek                         Reçel (Bip yanlış cevap doğrusu Yasemin olacaktı)
Emir                          Hüzün
Dost                          Can
Seda                          Dost
Okur                          İlham perilerim
Kitap                         Vazgeçilmez
Evlilik                       Mutluluk
Çocuk                       Hayatımın anlamı



           






15 Eylül 2017 Cuma

Sevda Dedikleri - Funda Kınalı ile keyifli bir söyleşi...

Merhaba;
Bugün tatlı mı tatlı, güzel mi güzel, çıtı pıtı bir wattpad yazarı ile söyleşimiz. Sevgili Funda Kınalı… 
Biz bu söyleşiyi yaptıktan sonra Sevgili Funda Müptela Yayınları ile Sevda Dedikleri kitabı için sözleşme imzaladı... Evet, Evet Hızır Ali kitap oluyor. Bizede alıp okumak düşüyor. Okurun ve baskın bol olsun Funda'm... 


Funda’cığım öncelikle söyleşi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim... Keyifli bir söyleşi için hadi sorulara.

Asıl ben teşekkür ederim, böyle samimi ponçik bir çilek ablayla söyleşi yapmak güzel hissettiriyor.

1- Funda Kınalı kimdir blog takipçilerime kendinden bahseder misin?  
Ben Funda, 21 yaşındayım. Lojistik bölümü öğrencisiyim. Bunlar beni tanımanız için gereken bilgiler değil. Asıl önemli olan deli bir karakter yapımın olduğunu bilmeniz, ağlarken gülen, gülerken de ağlayan ve bunları yazılarına da yansıtan biri olduğum gerçeğidir. Aslında ne kadar pozitif ve güleryüzlü biri olsam da karakter ve kişilik yapısı olarak tam tersine depresif ve melonkoli bir yapım vardır. Aslında şöyle anlatayım kendimi; siyah ve beyaz, bir bedende sürekli kavga halinde. Bir gri olamadım gitti.


2- Yazar dişi kartalın bir gününü bize anlatır mısın?

Genelde evde vakit geçirmeyi seven biriyim. Ancak son zamanlarda Beşiktaş’a gidip geliyorum. Sanırım huzur bulduğum sayılı yerlerden biridir. Gerçi orası da benim bir evim sayılır. Eagle Shelter diye bir kafe var, maşuklar yokuşunda. Karşısında da Abbasağa parkı... Kafenin ambiansı beni benden alıyor, defterimle kalemim yanımdaysa sayfalarca yazabilirim. Hatta orada çok fazla kurgu yazıp, çok fazla bölüm yazmışlığım da var. Duvardaki Fidel’in “Un mundo mejor es posible” yazısına karşı her şeyi yazabilirim sanırım. Çünkü daha iyi bir dünya mümkün.
İşte benim bir günüm böyle geçiyor. Uyanıyorum, kafeye gidiyorum ve akşam olduğunda vapura binip evime geliyorum. Mesafe ne kadar uzun olursa olsun oranın evim kadar huzurlu olduğunu hissediyorum. Genel olarak her gün yazı yazıyorum. Hareketli bir hayatım yok pek.


3- Funda Kınalı iyi bir okuyucu mudur?

Bir okuyucu olduğum kesin ama iyi bir okuyucu olduğumu düşünmüyorum. Her fırsatta kitap okumaya çalışsam da yazarken bu çok zor oluyor. İlham almak yada esinlenmek farklı bir durum ama kitabı okurken oradan bir sahne, paragraf ya da söz aklımda kalıyor. Bunu kendi yazdığım satırlarda tekrarlamaktan korktuğum için yazdığım zamanlarda kitaplardan uzak duruyorum.
Kısacası iyi bir okuyucu olmadığımı düşünüyorum.



4-Herkesin kütüphanesinde bulunmalı ve mutlaka okumalı dediği en az 3 kitap hangileridir?

Üstadım olarak gördüğüm, hayran olduğum bir isim var sadece.  Ahmed Arif. Şiir konusunda sadece onu ezberledim şair niyetine. –Leylim Leylim- Hasretinden Prangalar Eskittim- bunlar benim için en sevdiklerim.

İkincisi; Sebahattin Ali – Kürk Mantolu Madonna

Üçüncüsü ise BEHZAT Ç. (Amirime saygılar, Ankara’ya özlem, Neşet Ertaş’a sevgiler)



5- Okumaktan asla sıkılmam dediğin 3 yazar var mı?

Bir tane var. O da EMRAH SERBES



6-Gelelim seninde yazdığın wattpade… Wattpad de okumayı seviyor musun?
İlk kaydolduğum zamanlar her türden kitabı okudum. Vasat olanlardan tut, en iyilerine kadar...
Ne yazık ki artık hepsi birbirinin benzeri olduğu için çok az okuyorum.


7-Wattpad de okuyup bizlere önerebileceğin hikâye veya yazar var mı?
Özge Erkin’in hikâyelerini çok seviyorum. Özellikle de KUTSAL.

Bir de Mey Kadını’nın yazdığı Ağır Abi Serisi var. MEY VAKTİ, en sevdiklerimden biri.
Yasemin Ünal – Tüm hikayelerini seviyorum ama favorim Mendirek Yayınlarından yeni çıkmış kitabı. EFSANEVİ


8- Şimdi okur Funda’dan yazan Funda’ya geçelim… İlk ne zaman yazmaya başladın?   
Aslında ikili ilişkilerimde hiç iyi değilim. Özellikle de konuşma konusunda. Konuşamam ama yazarım. Böyle başladı. anlattım, anlamadılar. Sonra sustum. Sustukça kendi içimde doldum taştım. Bektaş adında bir dedem vardı. Onun küçük siyah kaplı defterinde küçük sözler yazardı. Ben de onun defterine yazmaya başladım. Onu kaybettikten sonra kendi defterlerime yazdım. Yastık altı defterleri çok fazlaydı. Yazdıklarımı hep yakardım. Onları sadece ben bilirdim, okurdum. Böyle başladı yazma serüvenim.


9- İlk yazdığın cümleler aklında mı?
Evet. Bir Avuç Cümle diye yazmıştım defterin üzerine. İlk yazdığım yazının adı Yanan Mektuplar oldu.

“Bugün yine mektup yazdım sana.
Parmaklarımın ucundaki yaralar kanadı,
Parmak uçlarımdan satırlarıma kan yerine sen aktı.
Yazdım sana, çünkü başka kime yazacağım bilmiyorum.
Bilmiyorum, çünkü senden başka kimsem yok.
Yok, senden gayrısına yalnızım.
Yalnızım, bu yüzden sana yazdım.
Hani nefes alır ya insan, ölmekten korkarak. Öyle yazdım işte sana…
Hani güler ya insan, ağlamaktan korkarak. Öyle sıraladım cümleleri…
Hani…
Hani sen seversin ya başkasını, ben bundan korkarak yazdım bu satırları…
Sana ulaşacak mı? Hayır!
Ulaşmasın da…
Ben hiçbir mektubumu yollamadım alıcısına.
Karaladım, yazdım çizdim ama kimse görmedi…
Ben bugün sana bir mektup yazdım.
Yine ne dediği bilinmeyen, belli olmayan cümlelerle süsledim.
Ben sana yazdım bu mektubu, ne dediğim önemli mi?
Sana ulaşmasın mektubum, bende saklı kalsın.
Bir gün olur da bam telim sızlarsa yakarım…
Ben mektupları hiç yollamadım,
Zamanı gelince yakarım diye.
Kelimelerim ateş alır, kor olup düşer yüreğime…
Ben mektuplarımın içine kendimi atar yakarım.
Yazdıklarımı da unutmak için…
Bu mektubu sana yazdım.
Ama bir gün yakacağım…”

10- Wattpad’de harika kitapların var sanırım hepsini okudum… İçlerinden senin için en özeli hangisi, neden? (Bu soru beş çocuklu bir anneye hangi çocuğunu daha çok seviyorsun gibi oldu ama olsun sen cevapla )

Hahahah çok zor bir soru. Benim için en özeli Dost Kurtaran. Çünkü... Hep aynı şeyleri yazdığımı hissettiğim anda başımı dışarıya uzattım ve çok sevdiğim bir minibüsçü abiyle göz göze geldim. Babama baktım; onu dostluğu ve dostlarımı yazmak istedim. İşte o an dedim ben seni yazarım adamım.
Benim için, okuyucularım için çok farklı bir nefes oldu bize. Bu yüzden Dost Kurtaran ve Dost Serisi benim için çok ayrı bir yerde.




11-Gelelim hikâyelerine Dost serisi Kurtaran ve Sevda Dedikleri okundu serinin devamı nerede ne zaman yazacaksın?
Serinin devamı Savaş karakteri ile devam edecek. Sonrasında Yakup, Kutsal, Nihat... Belki ilerleyen dönemlerde onların çocuklarından oluşan başka bir mahalle serisi yazabilirim.
Şu aralar biraz ara vermek istedim. Yazmaya devam ediyorum ama Wattpad ortamından biraz uzaklaşmak bana iyi geldi. Geri döndüğümde ilk işim Hakan’ın hikayesine final vermek, Savaş’ın hikayesine başlamak olacak.
Kışın yazacağım sanırım onları.


12-Mahalle hikâyesi yazmak hem de kendi yaşadığın mahalleyi yazmak nasıl bir duygu?
Bambaşka. Çünkü yazdıklarımı her gün yaşadığımı düşünüyorum. Kurtaran, Yakup, Nihat, Kutsal, Savaş, Özge, Ali, Melek, Hakan... Hepsi gerçek hayatta gördüğüm insanlar ve onların arasında bir karaktermiş gibi hissediyorum.

Hatta Serpil abla ile eğlencesine fal baktığımızda aklıma hemen Kurtaran ile Ali’nin fala inanmaması ama kulaklarını dikerek falı dinlemesi aklıma geliyor.

Gerçekten de yaşanmaz, anlatılır dediğim hisler bunlar. Çok farklı bakmaya başladım hayata. Her şeyden bir hikaye çıkarabilirim artık.


Aydos’a geleceğim ya bir Hızır Ali ya da Kurtaran sözün var bana unutma… Bu arada değerli takipçim Funda’nın tüm kurguları harika hepsinden soru sormaya kalksam en az 100 soruluk bir söyleşi olur o yüzden kısa kestim.

Gelmelisin ablacım. Sözümü yerine getirip sana en afillisinden bir Hızır Ali bulacağım. Çöpçatan Özge değil, Funda artık…


13- Yazdığın ama wattpadde yayınlamadığın kaç hikâye var?

Çok fazla hikaye var. 50’ye yakın kurgu var, hiç yazılmamış. Taslak halinde olan 15 kadar kurgum var. Yarım bıraktığım birçok hikaye var. Toplamda 100’e yakındır sanırım. Elimde olsa hepsini yazarım ama zaman kavramı beni bitiriyor



14-Yazarken uyguladığın bir ritüel var mı?
Gündüzleri hikayenin olay örgüsünü ve taslağını oluştururum. Geceleri hisleri, duyguları yazarım. En başından beri böyle oldu. Yazın da terasta, sokak lambasının ışığında kağıda yazmayı severim.


15-Kurgularını kâğıda dökerken dinlediğin müzik var mı?

Evet, var. Sıkı bir Neşet Ertaş hayranıyım. Eğlenceli bir bölüm bile yazsam mutlaka birkaç türkü dinler öyle yazarım. Ahmet Kaya vazgeçilmezim. Genel olarak ağır şarkılar, türkü yada sadece tulum sesi dinlerim.

16-Kurguların bir gün kâğıt kokusu ile buluşursa ilk hangisini istersin? (Ben Dost serisinden yanayım)

Ben de Dost Serisinden yanayım. Önceliğim Dost Kurtaran ama hangisi olursa olsun, hepsi de benim gözümde efsanevi şeyler değerinde.

17- Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
 
“Her şeyin yazılmaya, bir hikâye olmaya hakkı vardır. Kaldırım taşlarının bile.”
Tüm okuyucularıma teşekkür ederim. Onlar benim ailem ve onlarla bir olduğumda, biz olduğumuzda kendimi yuvamda gibi hissediyorum. Bu yüzden benim için değerli olduklarını asla unutmasınlar. Onları çok seviyorum.

Sevgili Funda,
Okuyucun bol, yolun açık olsun…
Sevgiler,
Çilek Kız Yasemin,

Çok teşekkür ederim ablacım…


Seninle Tek Kelime Oyununa Hazır mısın?
(Yazdığım Kelimenin Karşısına Senin için İfade Ettiği Anlamı Tek Kelime ile Yazar mısın?)

Minübüs - Kurtaran
Taksi – Hızır Ali
Tuncel - Baba
Yalan Dünya – Burukluk
Hırsız – Savaş
Aşk – bilinmezlik
Çilek – Yasemin
Demokan - Kılıç
Gözbebeği - İtiraf
Kardeş - Dost
Melek - saf
Kutsal - kardeş
Yasemin – çilek (Hızır Ali olmalıydı bu cevap)
Racon – Aykut
Aydos - Ev
Ilgın – Her şeyim